Bebekle gezmek zor zanaat..

Daha bebek düşüncesi yokken bile, özellikle yurtdışına gittiğimizde, bir yanında 3-4 yaşında çocuğu, önündeki kanguruda minicik bebesiyle gezen turistleri görür ve ‘ben de çocuğum olursa bunlar gibi gezmek istiyorum’ derdim. Arya doğduğundan beri üç kere Ankara dışına seyahat ettik, bu da bizim için (kendi çapımızda) bir başarı bence. Ama işin perde arkasına bakılınca öyle kolay da olmuyor bebekle gezmek.

İlk yolculuğumuzu İzmir’e yaptık ve yaklaşık iki ay orada kalacak olduğumuz için baya bir eşya götürdük. ‘Baya bir eşya’ kavramını açacak olursam, küvetinden, deterjanına, sterilizatöründen, kovasına, şampuanından, kremlerine, biberon ısıtıcıdan park yatağına her şeyini alınca ticari arabanın arkasını bile tamamen doldurduk.

Zor bir yolculuk oldu ama memleket havası, deniz kokusu çok iyi geldi kızıma..DSC_0405 (Ağustos 2014, Sığacık)

En son yolculuğumuzu da İstanbul’a yaptık (önceki İstanbul kaçamaklarımıza çok benzememekle beraber hiç de fena geçmedi, Arya da dostlarımızın sayesinde kucaktan kucağa ilgi manyağı oldu, şu anda kucaktan iner inmez ağlıyor o ayrı mesele).

Bu yolculukta kısmen daha az eşyamız vardı (büyüdükçe de daha da azalacak diye umuyorum).

hastane-cantasi

Özellikle uzun yollarda en büyük problem kızımızı ana kucağında tutabilmek oldu bizim için. Bir süre sonra sıkılıyor ve kucağa gelmek istiyor. Asla yapmamak gerektiği halde bazen kucağa almak zorunda kaldık biz de. En güvenli oto koltuğunu almaya çalışıp, yolculukta bebeği kucakta tutmak birbiriyle çok çelişiyor farkındayım, üstüme gelmeyin 🙁

Ankara dışına gitmek iyi güzel ama, Ankara’da yaşayan biri olarak hele kışın gezmek için çok alternatifimiz yok 🙁 Eli mahküm AVM yolları gözüküyor herkes gibi bize de.. Birçok AVM’ de ‘bebek bakım odası’ adı altında güya alt değiştirme ve emzirme olanağı sağlayan ama genellikle sidik kokan, bırakın bebeği emzirmeyi, alt değiştirme işini bile iki saniyede yapıp çıkmayı gerektiren bir ortam var ne yazık ki..

Önceden gezme planlarımız genellikle benim nöbetimi ayarlamam ile hızla şekillenirdi ama artık pek öyle değil tabi ki.. Peki neler değişti hayatımızda.. Öncelikle bebişle kafana esen her yere her zaman gidemezsin, çok sıcak mı, çok soğuk mu, eser mi, yağar mı, bozar mı, akar mı, kokar mı düşünmen lazım. Mesela bir restorana gitmeye karar verdin açık mı, kapalıysa sıcak mı, sıkışık mı, sigara içiliyor mu, rahat emzirebilir miyim, merdiveni varsa bebek arabasıyla çıkabilir miyim diye düşünmen gerekir.

Kısacası zor zanaattir bebek ile gezmek ama çok güzeldir de bir yandan. Temiz hava (mümkünse deniz havası) alan, etrafını izleyen, dünyanın dört duvardan ibaret olmadığını gören ve büyük olasılıkla mutlu mutlu uyuyakalan bir bebektir son manzara genellikle 🙂

Tüm zorluklara rağmen sağlıklı olalım ve bol bol gezelim istiyorum kızımla.. Arya’ ma şimdiden 2 kıta gördün, en az 6 kıta (ne yapacak Antartika’ da yeter de artar 6 kıta) daha görürsün inşallah diyorum ve bitiriyorum burada..

Speak Your Mind