Arya’ma mektup ve tarihe notlar 

Canım kızım neredeyse 10 aylık oldun, artık bebeklikten çıkmaya hazırlanıyorsun, zaman ilerledikçe sen sosyalleştikçe paylaştıklarımız , iletişimimiz giderek artıyor.. Her gün acaba bugün ne yapacak diye heyecanlı bir bekleyişte buluyoruz kendimizi..

Seninle her an güzel ama bazı zor günler de yaşadık bu son dönemde.. Önce ciddi bir grip geçirdik maaile, 5 gün ateşin oldu, günlerce öksürdün, tam toparladın derken, tencerenin kapağının cam kenarı kıymık kıymık kırılıp çorbanın içine düştü, kanlı kusmanı görünce aklım çıktı.. Neyse ki sonuçta sen iyisin, bunlar yaşandı geçti  , sen hep sağlıklı ol hep mutlu ol.. 

9. ayın biterken ‘ba ba ba’ lara başladın yavaş yavaş, ‘ anne ‘ benzeri bir ses arkadan geldi ( biraz alınmadım desem yalan olur şimdi ). ‘Mama meme’ der gibisin, en net kelimen ise ‘gel’:) Bu ara en sevdiğin kelimen ‘gagın’, arka arkaya ‘gagın gagın gagın’ deyince Almanca mı öğrendi deyip gülüyoruz 🙂 

Alkış yapmayı öğrenmedin, ya da sevmiyorsun ama ‘bay bay’ ı ve çakmayı öğrendin.. 

Hala biraz tembelsin, sıralamadığın gibi emeklemiyorsun da.. Ama gitmek istediğin yere döne döne gidiyorsun 🙂

Hala uykusuz ve çok iştahsızsın.. Persentil çizelgeni hiç görmek istemez oldum.. Eti hiç sevmiyorsun, hatta ekmek ve muz dışında hiç bir şeyi çok sevmiyorsun.. 

Çıkmadı çıkmadı derken bir kaç gün önce, ön alt dişinin testere ucu çıktı sonunda ortaya 🙂

Çoraplarını çıkarmayı, perdenin ipiyle oynamayı, asansörün kırmızı ışığını, aynalara bakmayı pek seviyorsun.. Oyuncaklarından çok kutularla oynamayı seviyorsun.. 

Kedi, köpek görünce çok seviniyorsun, hele çocuk görünce çıldırıp, bağırarak tüm çocukları korkutuyorsun.. 

Sağlıkla mutlulukla büyümeni izleyebilmek, yanında olabilmek, anılar biriktirebilmek babanla benim hayattaki en büyük isteğimiz artık galiba.. 

 Beraber nice güzel anılarımıza.. 

Speak Your Mind