Kilo mevzusu..

9 ay gebelik ve ardından doğum sonrası ‘aman sütüm azalması’ adı altında geçen 7 ayla beraber toplam 16 aydır kilo konusunda ‘saldım çayıra’ şeklinde bir yaşam tarzım var.

Normal hayatımda da hiç bir zaman zayıf bir insan olmadım, aslında genelde balık eti kıvamında takıldım.. Ama bu dönemde balık etlilikten, obezite mertebesine doğru emin adımlarla ilerlemeye başladım.

Derken işe başlamam ve beraber çalıştığım insanlardan (özellikle de bir hocamdan) aldığım geri bildirimler ‘hoop artık bi dur ya’ dememe neden oldu.

9 ay gebelik ve ardından doğum sonrası ‘aman sütüm azalması’ adı altında geçen 7 ayla beraber toplam 16 aydır kilo konusunda ‘saldım çayıra’ şeklinde bir yaşam tarzım var.

Normal hayatımda da hiç bir zaman zayıf bir insan olmadım, aslında genelde balık eti kıvamında takıldım.. Ama bu dönemde balık etlilikten, obezite mertebesine doğru emin adımlarla ilerlemeye başladım.

Derken işe başlamam ve beraber çalıştığım insanlardan (özellikle de bir hocamdan) aldığım geri bildirimler ‘hoop artık bi dur ya’ dememe neden oldu.

Buraya kilomu ve boyumu açık açık yazmaya şimdilik cesaretim yok ama şuan BMI’m 25-30 arasında, yani fazla kilolu kategorisinde 🙁 Bu sebeple, evlendiğim kilo olan 52’ye tekrar geri dönemeyeceğimin farkında olsam da en azından 50’lileri tekrar görmek ve oralarda sabitlenmek adına yediklerime dikkat etmeye başlamaya karar verdim. Önceden (düğün öncesi) bir Dukan diyeti maceram var, sonuçta kilo vermiş olsam da lipid değerlerimde yükselmeye neden olduğu için Dukan diyetine olumsuz bakıyorum. Hayalim, karbonhidrat özellikle ekmek ve kızartma tüketimimi azaltıp sebze ve protein ağırlıklı beslenmek. Tabi bu kadar zaman her istediğini yedikten sonra hiç kolay olmayacak. İtiraf edeyim bu satırları yazarken bile gözümün önünden tiramisular geçiyor 🙂

İşim zor yani ama bu sefer biraz kararlıyım, güzel görünmekten öte boğum boğum olmuş göbeğim sağlığımı olumsuz etkiliyor..

Umarım şartlar ve sağlık durumum da buna müsaade eder..

Ebeveyn olmanın getirdikleri ve götürdükleri

Arya kızım aramıza katıldığından bugüne 205 gün geçmiş..

Nasıl geçtiğini anlamadığım, her anını dolu dolu yaşadığımı sansam da, geçmesine kıyamadığım, bir yandan da çabucak geçsin istediğim bir zaman bu..

Beni daha farklı bir insan yapan, daha yorgun daha endişeli ama daha umutlu yapan bir zaman..

Evet çok şey değişti hayatımda..

İnsanlar ebeveyn olunca artık çocuklarının hatıralarını oluşturmak için yaşarmış. Belki doğrusu bu değil ama böyle oluyor biraz galiba..

Artık doğal olarak Yiğit’le baş başa daha az zaman geçirir olduk. Daha az, daha öz, daha çok Arya konuşur olduk.. Başlarda alışmaya zorlansak da, daha kısa sürede kavga etmeyi, daha çabuk barışmayı, her konuda birbirimizi suçlayıp ardından hemen sarılmayı,affettirmeyi öğrendik.

Sadece başkasının doğurduğuna değil, kendi doğurduğuna da aşık olunabileceğini anladık.

Çocuk yetiştirmenin dünyanın en zor şeyi olduğunu, mükemmel çocuk yetiştirmeye çalışmanın saçmalığını, çocukların zaten kendi huylarıyla doğduğunu, onların davranışlarını değiştiremeyip sadece yol gösterebileceğimizi öğrendik.

İnsanın çocuğunu iyi de olsa kötü de olsa, sağlıklı da olsa sağlıksız da olsa, heteroseksüel de olsa homoseksüel de olsa, suçlu da olsa katil de olsa, karşılık alsa da almasa da sevebileceğini kavradık.

Dünyanın en sabırsız insanı olan ben, sabır ile tanıştım. Önceden endişesini, takıntılarını, üzüntülerini garipsediğim, güldüğüm anneleri daha iyi anlar oldum. Bir yandan da ilgisiz, sevgisiz annelerden tam anlamıyla iğrenir oldum. En çok da kendi annemi anlar, dinler oldum..

Daha yorgun, daha bakımsız, daha uykusuz bir insan oldum.

Heveslerim, amaçlarım, hayallerim, hırslarım küçüldü. Dualarım, umutlarım, korkularım büyüdü.

İyi bir anne miyim acaba, iyi bir anne olabilecek miyim acaba diye çok sorgular oldum.

Hamileyken düşündüğüm,planladığım bir çok şeyin saçma olduğunu anladım..

Her şeye rağmen getirdikleriyle de götürdükleriyle de hiç bir şeye değişilmezdi ama bu 205 gün..

Yapmam demeyin yaptırırlar..

Geçen gün oturdum düşündüm son beş ayımızı ve şunu fark ettim ki yapmayacağım ya da asla yapmam dediğim bir çok şeyi yapar olmuşum.

Örneğin eskiden (o zamanlar instagram nedir bilmezdim) facebook’ta durmadan bebeğinin/çocuğunun fotosunu paylaşan yeni annelere güler, hatta biraz da (aslında baya da) gıcık olurdum. Telefonuna, bilgisayarının duvarına, oraya buraya çocuğunun fotografını koyan, tanımadığı insanlara bile çocuklarının resmini gösteren kadınlara hayret ederdim.. Doğum sonrası ya nazar değerse korkusunu azıcık olsun aştıktan sonra ise (instagram’ dan takip edenler bilir) Arya’ nın o hali, bu hali, şu hali hepsi artık dakka dakka sosyal medyada 🙂 Bütün gün beraberiz şu anda, her halini kaydetmek, hızla geçen zamanı biraz olsun durdurmak istiyormuş insan.. O yüzden artık yadırgamıyorum sosyal medya annelerini çünkü artık ben de onlardan biriyim.. Ve bakıyorum da bilgisayarım,telefonunum her yer Arya’nın fotoğrafları ile dolu 🙂

Diğer bir konu ise disiplin meselesi doğum öncesinde şöyle kurallarım olacak, böyle kurallarım olacak diyordum. Ayakta sallayarak uyutmayacağım, zinhar emzik vermeyeceğiim, aptal ışıklı oyuncaklardan almayacağım diyordum. Sonuç ne her gece sallanmak isterse sallanarak, emzik isterse emzikle, meme isterse meme ile uyuyor, bütün ev de ışıklı çafçaflı garip oyuncaklarla dolu..

Pediatrist olmam sebebiyle çok ciddi hastalıkları da gördüğüm için, burnu akıyo, öksürüyor, ateşi düşmüyo diye sinir krizi geçiren anneleri garipserdim, geçen gün Arya’nın ateşi bir kez 38 derece oldu ve ben oturup ağladım.. Bu da bana ders oldu vallahi, insanın çocuğu söz konusu olunca her türlü tuhaflığı yapabilirmiş.

Bir de devamlı çocuğunu başka çocuklarla kıyaslayan (özellikle de kilo konusunda) anneleri hiç anlayamazdım, ‘yaa seninki ayrı, onunki ayrı, git işine’ derdim.. Anaam şimdi ise bi baktım ki ben her gördüğüm bebeğe ‘aa bu kaç aylık, ee bu daha kilolu, ee bu emekliyo, ee bunun dişi çıkmış acaba bizimki geri mi biraz, şöyle mi böyle mi ‘der olmuşum.. Ama niyetim ciddi bu garip huyu bırakıcam hem bana hem Arya’ya zarar valla..

Daha beş aylık annelik hayatımda yapmayacağım deyip yaptıklarım almış başını gitmiş, bakalım daha neler göreceğiz, hal böyle olunca siz siz olun, asla yapmam demeyin, benim gibi tükürdüğünüzü yalamayın..