Bebelere balon, gebelere liste

Arkadaş grubumda doğum yapmış (dolayısıyla da bebek hazırlığı) ilk kişi benim galiba.. Hamileliğimin çoğunu ne yazık ki yatarak geçirmem ve  her alacağımı incik cincik araştırmam nedeniyle, çevremdeki birçok hamile arkadaşımın bebek hazırlığı konusuna yardımcı olmaya çalışır buluyorum son zamanlarda kendimi.

Hazırlık işine girişirken dipsiz bir kuyu çıkıyor insanın karşısına.. Tabi her şeyin en iyisini en güzelini almak istiyoruz ama, ‘amaan bebeğin oluyor parayı mı düşüneceksin’ lafıyla yola çıkılırsa da bir süre sonra sonuç pek de yüz güldürücü olmayabiliyor.

O yüzden, bebek alışverişi hakkında hiç aklıma gelmeyecek ve başta saçma bulup sonradan koşa koşa aldığım şeyleri barındıran ve çok yararlandığım bir listeyi burada paylaşayım istedim. Belki sizin de bebek hazırlığınıza faydası olur..

  1. Görüntülü kameraya da telsiz
  2. Bebek için küvet (Mothercare olabilir)
  3. Suyun sıcaklığı için ateş ölçer
  4. Bebek için ateş ölçer (ben Braun aldım)
  5. Desitin mavi pişik kremi (pişik kötüyse mor olan)
  6. Biberonlar için sterilİzator (ben Weewell aldım, kaynatmak da seçenek alınmayabilir)
  7. Yenidoğan bebek bezi
  8. Bakım çantası (Mothercare olabilir, saç fırçası, tarağı, tırnak makası
  9. Burun aspiratörü
  10. Plastik yemek kaşıkları (silikon uçlu tercihen)
  11. Yenidoğan bebek biberonu ve emzik (Avent aldım)
  12. Bebek deterjanı ( Dalin aldım)
  13. Ağız bezleri, incecik bir kumaşta
  14. Pamuk (bebek pamukları)
  15. Alt değiştrime bezi (Canbebe güzel)
  16. Bebek şampuanı (konak önleyici Mustela tavsiyem) ve vücut losyonu
  17. Bebek yüz ve vücutt kremi ( tercihim Mustela)
  18. Banyo için havlu (hem de birkaç tane)
  19. Odası için termometre (?)
  20. Göğüs pompası elektrikli
  21. Göğüs pedi ve kremi (Lansinoh ya da Garmastan)
  22. Emzirme yastığı ve önlüğü (çok gerekli değil ama Mycey aldım)
  23. Park yatak

Ve son olarak son haftaların heyecanı meşhur hastane çantası 🙂

Hospital-Bag

HASTANE ÇANTASI (BEBEK)

  1. İki adet hastane çıkışı (en az)
  2. Fazladan çorap
  3. 1 adet havlu
  4. Yeni doğan bez
  5. Yeni doğan ıslak mendil
  6. Pişik kremi
  7. Ağız bezi
  8. 2 adet ince battaniye
  9. Yeni doğan mama
  10. Yeni doğan biberon
  11. Alt değiştirme örtüsü
  12. Yelek, hırka

HASTANE ÇANTASI (ANNE)

  1. İki adet önden düğmeli gecelik
  2. 1 adet sabahlık
  3. Terlik
  4. Soket çorap (2-3 çift)
  5. 3-4 çamaşır
  6. Emzirme sütyeni
  7. Göğüs pedi
  8. Göğüs kremi
  9. Diş fırçası, macunu
  10. El kremi, nemlendirici
  11. Hastaneden çıkarken giyimek için kıyafet
  12. Süt arttırıcı bilumum çaylar( rezene çayı ve Humana still tea)
  13. Orkid ve hasta bezi
  14. Fotoğraf makinesi

İnek sütü allerjisi

İşe başlayacak olmam ve Arya’ nın ek gıdaya tam olarak geçememiş olması, daha doğrusu az miktarda verdiğim meyve ve sebze püresini doymalık olarak değil, tatmalık olarak değerlendirmesi nedeniyle Arya’ ya geçen haftalarda ilk defa Aptamil mama denedim. Mamayı yedikten yaklaşık 2-3 dakika sonra çenesi, ağzının kenarı hatta mamanın damladığı el üzeri bile bir anda kabardı ve kızardı.

 

10877808_10152690160038318_1803225067_n10877859_10152690160178318_659203636_n

Bunun üzerine vermeyi kestim acaba mamanın markasından mı kaynaklandı diye düşünerek bir de Hipp marka mama denedim bu mama ile de sonuç aynı olunca, inek sütü alerjisinden şüphelenerek allerji bölümüne başvurdum. 

Arya’ ya önce deri prick testi (fotoğrafta biraz korkunç gibi görünse de pek bir zorluğu yokmuş), sonra da kan alınarak serumda alerjene özgü IgE değerine bakıldı. Çok şükür ki bu testler negatif çıktı. Bunun üzerine hastane ortamında (anafilaksi gelişebilmesi ihtimaline karşı) mama denemesi yaptık. Çok az miktarda mamayı aralıklı olarak verdik ve yavaş yavaş artırdık ve olası alerjik reaksiyonlar açısından gözlemledik. Dudağından akan mamanın yaptığı kızarıklık dışında bir şey olmayınca, mamaya bağlı bir cilt reaksiyonu olarak değerlendirildi ve inek sütü allerjisi olmadığını görmüş olduk. Bu esnada da inek sütü allerjisi hakkındaki bilgilerimi güncellemeye çalıştım.10872713_10152690401463318_2000603568_n

Besin alerjisi, gelişmiş ülkelerde daha fazla olmak üzere giderek artan bir durum. Çocuklarda, besin alerjilerinde % 90 civarında sorumlu olan besinler; süt, yumurta, fındık fıstık türü kuruyemişler, soya ve buğday, geri kalan %10’dan sorumlu olan besinler ise tohumlar, susam, deniz ürünleri, meyve ve sebzelerdir.
İnek sütü alerjisi ise b
ebeklik döneminde en sık rastlanan besin alerjisi. Gelişmiş ülkelerde 2 yaş altında bebeklerde görülme oranı % 2 civarındadır. Sadece direkt inek sütü verilmesi ile değil, hazır mama verilmesi ile de oluşur. Alerjik reaksiyon; hazır mamanın başlanmasından sonraki ilk 4 hafta içinde başlar. 

Tanı şu şekillerde konabilir.

Deri prick testi: Bu testin uygulanabileceği yaş sınırı yoktur. Çok küçük bebeklerde bile uygulanabilir. Ancak uzmanı tarafından yapılmalı ve dikkatle yorumlanmalıdır. Sonuç 15-20 dakikada alınır. Negatif deri testinin besin alerjisi olmadığını gösterme olasılığı % 95 iken, pozitif deri testinin hastada besin alerjisi olduğunu gösterme olasılığı % 50’dir. Atopik dermatit veya başka nedenle kullanılan lokal steroidin sürüldüğü bölgeye uygulanırsa test yalancı negatif sonuç verebilir.
Serumda allerjene özgü IgE saptanması: Deri testinden daha az duyarlı bir tarama yöntemi ancak deri testi yapılmasına engeli olan, antihistaminik (allerji ilacı)  kullanmayı bırakamayan hastalarda uygulanabilir.
Besin eliminasyonu:
Ãœrtiker, anafilaksi gibi bir tabloya yol açtığı kesin bilinen besin diyetten uzaklaştırılır. Ancak süt gibi eksikliğinde beslenme bozukluğuna yol açacak temel besinlerin eliminasyonu konusunda çok dikkatli olmak gerekir. Tanıdan çok tedavi amaçlıdır.
Besin yükleme (challenge) testi ise besinin belli kurallar altında bebeğe verilip gözlenmesi esasına dayanır.
Yükleme testleri, anafilaksi riski nedeniyle genellikle hastane ortamında yapılır. Besin az miktarda ve aralıklı olarak verilir, reaksiyon gelişmedikçe miktarı ve verilme sıklığı artırılır.

Tedavi :Besin alerjisinde ana prensip, allerjiye yol açan besinden sakınmadır. Ancak en sık görülen süt alerjisi nedeniyle süt ve ürünlerinden sakınırken, yerine uygun beslenme düzenlemesini mutlak gerektirir. Aksi taktirde bu kez beslenme, büyüme ve gelişme bozuklukları ortaya çıkar.

Süt alerjisi tedavisinde ortak nokta; bebeklerin olabildiğince uzun süre anne sütü almasıdır. Anne sütü alamayan bebeklerde  önerilen mama, amino asit bazlı mamalar ve tam hidrolize mamalardır. Bir diğer mama grubu; soya bazlı mamalardır. Ancak soya alerjisi ve soyanın inek sütü ile çapraz reaksiyon göstermesi riskleri vardır. Ayrıca soya bazlı mamaların 6 aydan küçük bebeklere uygunluğu da tartışmalıdır. Bu nedenle özellikle 6 aydan küçük bebeklere soya bazlı mamalar ilk tercih olmamalıdır.

Doğal seyir:  Çocukların çoğu, zamanla alerjisi olan besini tolere edebilir. Çocukların %56’sının 1 yılda, % 77’sinin 2 yılda, % 87’sinin 3 yılda tolerans geliştirdiği gösterilmiştir. Hatta ağır alerjisi olanlarda bile tolerans gelişebilir.
Korunma :
Ge
rek beslenme, gerekse korunma açısından anne sütünün üstünlüğü tartışılmaz. Anne sütü ile besleme, atopik hastalık gelişmesini önler. Anne sütü yok veya yetersizse, tam hidrolize mama seçilmelidir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi erken tanı ve tedavi en önemli yaklaşımdır.

Ek gıda macerası başlıyoor..

Eveet, kızımın 5 ayı yakında dolmak üzere 🙂 Bu nedenle yakında biz de ek gıda macerasına başlayacağız gibi görünüyor. Durum böyle olunca ben de bol bol okuyup biraz yazayım, kendim sorup kendim cevaplayalım dedim..
Ek besinlere geçiş yarı katı ve katı gıdaların bebeğe verildiği, tek başına anne sütü ile beslenme döneminin bitişi demektir. Tabi ki büyüme faktörleri, bağışıklık sistemini, beyin gelişimini destekleyen maddeleri içeren anne sütüne de bir yandan devam edilmelidir. İlk 6 ay (D vitamini hariç) bebeğin ihtiyacını karşılayan anne sütü, artık yetersiz kalır. Belki proteini karşılar ama enerji ihtiyacını karşılayamaz. Ayrıca örneğin demir gibi maddeler için de ek besinler gerekir.
Peki ne zaman başlanmalı.. Ek besinler geçiş zamanını bebeğin sindirim sisteminin ve metabolik işlevlerinin gelişim derecesi ile nörolojik ve psikososyal gelişimi belirler. Bebek 6. aya doğru artık baş ve boynunu kontrol eder, el-göz koordinasyonu gelişir, oturmaya başlar, çiğnemeye ve kaşık ile verilen besini çıkarmamaya başlar. Yani bebek ‘artık ben de yemek yemek istiyorum’ demeye başlar. Ek besinlere başlamada geç kalınırsa enerji ve demir yetersizliği gelişir, bebek kilo alamaz. Erken başlanırsa anne sütünün alımını azaltır, büyüme yavaşlar, allerjik hastalıklar (özellikle besin allerjileri) ve obezite riskini arttırır.

Ne yedirsek ki .. Bebeklerin midesi bu dönemde çok küçüktür, o yüzden az miktarda gıda ile yüksek enerji sağlamak gerekir. Meyve suyu ve su ile bebeğin midesini doldurmak yerine meyve ve sebze püreleri, yoğurt tercih edilmelidir. Sütlü unlu mamalar hazırlanırken buğday unu yerine allerjik özellikleri daha az olan tahıl unları (pirinç unu gibi) tercih edilmelidir ya da bunar yerine hazır “devam mamaları” verilebilir. Bence (şeker değil pekmez ile hazırlanıyor olsa bile) bebeği şekerli tada alıştırması nedeniyle muhallebi çok da fazla uygun bir besin değil.. 6 ay civarında sebze çorbaları ( yine çok sulu değil püre şeklinde) başlanabilir. 8 ay civarında az az yumurta sarısı başlanıp yavaşça artırılıp ve haftada 2-3 yumurta sarısı verilmeye başlanabilir. Kırmızı ve beyaz et 7-8 ay civarı başlanmalı, başta sebze çorbalarına konup sonra direk yedirilebilir. 9. ayda balık (tabi hepsi değil) başlanabilir.1 yaşa doğru artık bebek aile sofrasında uygun şekilde beslenebilir. Bu bilgilere ek olarak bence bebekler şekerli tatlar ile olabildiğince geç tanıştırılmalı. Bazı bebekler meyve tadına alışınca bile sebzeyi yadırgadığı için ben öncelikle sebzeyi deneme taraftarıyım.
Bir de ek gıda verirken dikkat edilmesi gereken bazı noktalardan bahsetmek istiyorum..
– Ek besine tek tek başlanmalı ve her besin az miktarda (1-2 kaşık) 3 gün üst üste tek başına verilmeli ki bir allerji gelişirse sebebi anlaşılsın.
– Bebeğe açken verilmeli, bebek almazsa zorlanmamalı, bir süre geçtikten sonra denenmelidir.

-Tüm besinler kaşık ile verilmelidir. Biberon ile verilirse, koyu kıvamlı besinler emzikten emilirken boğulmaya neden olabilir, ayrıca kaşıkla beslenme alışkanlığı kazanılmaz.

-Bebeğe verilecek yiyecekler doğal ve taze ürünler kullanılarak hazırlanmalı, konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler verilmemelidir. Mümkünse yemekler günlük olarak hazırlanmalı. (Bu madde ne yazık ki her zaman uygulanabilir değil bence  )

– Besinler hazırlanmadan ve bebek beslenmeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır.
– Meyve ve sebze pürelerini hazırlarken vitaminlerin kaybolmaması için cam rende kullanılmalıdır.
– Yumurtanın beyazı ve bal 1 yaşına kadar verilmemelidir. Yemeklere tuz ve baharat atılmamalıdır.

Tabi ki bu bilgiler işin idealini, doğrusunu anlatıyor, ancak her şeyi kitabına uygun yapamayabiliriz hadi biz yaptık bebek uyum gösteremeyebilir ya da ne kadar denesek de o besini almak istemeyebilir. Sonuçta amaç bir liste yapıp o besinleri bebeğe dayamak değil, amaç sadece anne sütü ya da mama ile beslenen bir bebeği normal insan beslenmesine alıştırmak, bunu yaparken de olabildiğince sağlıklı ve zengin beslenmesini sağlamak..
Bu bilgiler ışığında benim planlarım şöyle.. (Tabi ne kadarını uygulayabilirim bilmiyorum çünkü bu ara ‘asla yapmam’ dediğim her şeyi yapmak bizim işimiz 🙂 )Öncelikle sebzeleri cam rende ile ezip tek tek başlamak, ardından yoğurt ve meyve püreleri vermek mümkünse şekerli gıdaları hiç vermemek.. Zaten 3 gün 3 gün hesabından bunlarla 1.5 -2 ay geçiyor neredeyse.. Sonrası da ne olacak göreceğiz bakalım..

Bebek alışveriş listesi

Bu yazıyı bugün oğlu olacağını öğrenen ve bir kız bebek bekleyen iki hamile arkadaşım için yazıyorum (sağlıkla doğup büyüsünler inşallah..), umarım okuyan herkesin de işine yarar.

Çift çizgiyi gören her anne adayı hemen gidip alışveriş yapmak, şirin şirin kıyafetlerle doldurmak ister evini.. Hele bir de cinsiyet belli olduysa pembe mi mavi mi çelişkisi de bittiyse değmeyin anne adayının keyfine.. Ancak bir süre sonra heves biter yerine faydalı şeyleri alma isteği başlar. Hamileliğimin çoğunu yatarak geçirdiğim için bebek alışverişi için araştırmaya bol bol zaman buldum, şimdi aldıklarımı ve faydalanıp faydalanmadıklarımı anlatayım biraz da..

Bebek arabası: Piyasada çeşit çeşit bebek arabası var, en ön planda olan markalar da concord, stokke, quinny, inglesina , mamas papas, bugaboo. Fiyatlar da 1000- 4000 tl arasında değişiyor. Bebek arabası, bebek alışverişinde çok önemli bir kalem, güvenli, kullanımı kolay olmalı. Ben aslında büyük tekerlekli bir bebek arabası istiyordum. Ancak arabayı günde belki birkaç kez katlayıp açmam gerekeceğini düşününce  küçük tekerlekli, kullanımı ve taşıması rahat bir araba aramaya başladım. Özellikle 9 kg olana kadar kullanabileceği araba koltuğu olarak da kullanılabilen maxi cosi ana kucağı ile uyumlu olması ve gerçekten kolay katlanılabilir ve küçük olması nedeniyle tercihim quinyy zapp’tan yana oldu. Quinny-Zapp-Xtra-3-Tekerlekli-Travel-Sistem-Bebek-Arabasi-Cabriofix-Ana-Kucagi-34791

Beşik /park yatak: Özellikle de şirin ahşap beşikler anne adaylarının hemen gönlünü çalsa da kısa kullanım süresi nedeniyle çok da gerekli değil. Park yataklar ise uzun kullanım süreleri, taşınabilmeleri nedeniyle çok daha fazla tercih ediliyor. Ben park yatak tercihimi sallanabilmesi, forumlarda olumlu geri bildirimler alması nedeniyle Kraft Samba’dan yana kullandım.

untitled

Bebek odası: Zorunlu bir ihtiyaç olmadığını bilmeme rağmen bebek odası yaptım. Bebek mobilyalarını seçerken masif ahşap olmasını isteğim için Haidi markasını tercih ettim. Renk olarak da beyazı seçtim, sonuç da hiç fena olmadı bence. Bebek odası tekstilinde ise perdeden halıya, yatak korumadan, abajura kadar set halinde satılan kidboo ürünlerini çok beğenerek aldım.

Beslenme ürünleri: Biberon, emzik, süt sağma makinası gibi ürünleri tümü için BPA içermeyen philips avent markasını tercih ettim. Özellikle göğüs ucu olmayan annelerin mutlaka alması gereken, benim de çok fayda gördüğüm bir ürün de philips avent göğüs ucu koruyucu, bu ürün sayesinde çatlaklara ve göğüs ucu olmamasına rağmen bir çok anne emzirmeye devam edebiliyor. untitled

Banyo ürünleri: Şampuan olarak mustela konak önleyici şampuanı aldım ancak konak oluşumunu engellemedi, sebamed banyo köpüğünden ise çok memnun kaldım. Mothercare banyo havluları ise hem desen hem yumuşaklık açısından favorim, en az 3 adet olması gerekiyor bence.. Bunlar dışında banyo küveti (dengesiz olması nedeniyle ayaklı olanları almadım) ve doğal sünger ve maşrapa da alınacaklar listesi içinde..

Bakım ürünleri: Bakım ürünlerinin çoğunu mustela marka aldım özellikle masaj yağını çok beğenerek kullandım, bence bu ürünleri alırken marka çok önemli değil parabensiz olması ve bebeğinize allerji yapmaması yeterli. Pişik kremlerinin çoğunu denedim. Desitin (özellikle mor olanı) gerçek bir mucize, saatler içerisinde pişiği geçiriyor ancak ne yazık ki paraben içeriyor, sudocrem ve mustela pişik kremleri de günlük kullanımda tercih edilebilir. Tırnak bakımı için ise itiraf edeyim çok şirin olması nedeniyle chicco’yu tercih ettim.

images8VG78CVW

Deterjan: Aslında bitkisel içerikli deterjanlar da olmasına rağmen alerjik bir bünye yaratmamak ve normal deterjana geçişini kolaylaştırmak adına  dalin bebek deterjanını tercih ettim. Yumuşatıcı ve beslenme gereçleri deterjanlarını ise Friendly marka seçtim ve çok memnun kaldım. untitled

Yan yatma yastığı:  Bebeğin yan dönmesini ve boğulmasını engelleyen bu ürünü bir pediatrist olarak kesinlikle tavsiye ederim. Ben yaklaşık iki ay bu ürünü kullandım ve içim rahat etti

Oyuncak: Oyuncak konusu dikkatle düşünülmesi gereken bir konu. Piyasada çeşit çeşit oyuncak var ama bir çoğu kullanışsız ve bebeğin gelişimine hiçbir katkı sağlamıyor. Hem bebek gelişimi açısından hem de özellikle bebeğin ilk aylarında anneye de rahat bir nefes aldırması bakımından oyun halısı çok gerekli .Fisher price markasının çok güzel oyun halıları var. Ayrıca ev tipi ana kucağı da bir çok bebek için vazgeçilmez.. Bunun dışında ilk aylarda olmazsa olmaz oyuncak çıngırak. Aylar ilerledikçe dokunma duyusu ile farkındalık yaratan ve hışırtı sesi veren oyuncaklar gelişime katkı sağlayabiliyor.

Kıyafet: Kıyafet konusunda bence dikkat edilmesi gereken en önemli nokta %100 pamuk olması, zaten bir çok bebek markası bu konuda taviz vermiyor, benim özellikle beğendiğim markalar mothercare, carters ve güzel elbiseleriyle andywawa oldu. Ancak bu markalar sık sık ziyaret edilmek suretiyle takip edilmeli, çünkü ara ara çok ciddi indirimlere giriyorlar, malüm bebeğin yediği helal giydiği haram derler, ama bir hevesle güzel ne görsek alıyoruz işte 🙂

Marka isimleri çok kullandım ama hamileyken benim için önemli olan insanların kullanıp memnun kaldığı şeylerdi umarım bu yazıyı yazmamı isteyenlere faydalı olabilmişimdir.

‘Uykusuz her gece’ mi acaba?

Aslında Arya’ nın yenidoğan dönemi bittikten sonra belli bir uyku düzeni oturmaya başlamıştı, gün içinde yaklaşık 3-4 kere kısa uykular uyuyor, geceleri bir yada iki kez beslenerek sabah uyanıyordu. Ancak yaklaşık 10-15 gündür uyku düzenimiz kalmadı, bazı geceler en fazla 3-4 saat olacak şekilde blok uyuyor (ki bu da yetersiz) bazı geceler ise saat başı uyanıyor ve emmek istiyor 🙁  Aslında sıkıntısı açlık değil çünkü biberondaki sütü kesinlikle içmiyor, tahminimce sıkıntısı diş kaşınmaları çünkü emzik ya da dişini kaşıyacak herhangi bir şey ile mutlu oluyor.

2 Arya artık 4 aylık 🙂 Bu dönemin aslında uyku eğitimi için uygun bir dönem olduğu söyleniyor. Birçok otör 4 ayını dolduran bir bebeğe artık uyku eğitimi verilmesi gerektiğini düşünüyor. Uyku eğitimi deyince akla gelen şey ‘o ne ya bebek öyle çatlatana kadar ağlayacak mı’ oluyor. Ama aslında bebeğin ve ailenin hayat kalitesi açısından önemli gibi duruyor. Peki nedir bu uyku eğitimi dedim ve ben de biraz bu konuyu araştırdım.

Öncelikle uyku rutini oluşturmak gerekiyor. Bebeğin rahatlaması için, güzel bir duş sonrası, rahatlatıcı bir masaj uygulaması yapılabilir. Masal okunur, müzik dinletilir ya da her uyku saati öncesi belirlenmiş sözler söylenir.

Sonrasında aşağıdaki yöntemlerden biri denenir.

En bilinen yöntem Ferber – Kontrollü Ağlatma Yöntemi. Öncelikle sallanmaya ya da memede uyumaya alışmış bebeği bir gün tutup da ‘artık sana uyku eğitimi vericem ve seni sallamayacağım’ derseniz o bebek öyle ya da böyle az ya da çok ağlar 🙁 Bu yöntem de bu ağlamanın kontrol edilmesi şeklinde. Bu yöntemin ana kuralı, bebek ağladığında bile asla kararlılığınızdan vazgeçmemek (nasıl yani !! 🙁 ) Sonrasında bebek mızmızlanmaya ve ağlamaya başlayacak. İşin en zor kısmı burada bebeğin ağlamasına dayanmak.. Bu sırada kafada bir bekleme süresi belirlemek gerekiyor mesela 3 dakika..3 dakika sonrası sallamadan kucağa almadan ve odada fazla durmadan çıkmak gerekiyor. Bu şekilde odaya girmeme süresini yavaş yavaş artırarak bebeğin uyuması sağlanıyor.  örneğin ilk seferde 3 dakika bir daha ki sefer 4 dakika.. Yani bebeğin dayanma gücü yavaş yavaş artırılıyor. Bu yöntemin uygulanması sonucu büyük ihtimalle üçüncü gece 5 dakikada uykuya geçecektir ve dördüncü gece ağlamadan uyuyacaktır. Tabi ki bu çook zor bir yöntem, bebek ağlarken kapıda durmak çok zalimce görünüyor. ‘Ya bu kadar ağlatacağıma alır bir beş dakika sallarım’ diyor insan eğer bi de evde aile büyükleri varsa bu yöntemi uygulamak tamamen imkansız hale geliyor, ‘çatlatacak mısın çocuğu ver ben uyuturum’ diyecek annelerimizle eğitim falan da ilk geceden yalan olur yani.

Diğer yöntem olan Tracy Hogg – Yatır Kaldır Yöntemine göre bebeği uyku rutininden sonra yatağa koymak, ağlamaya başladığında kucağınıza almak ve sustuğu anda hemen geri koymak gerekiyor. Sallamak ve konuşmak yok yine. Bu şekilde bebek sakinleşip yatağa yatırdığınızda uyuyana kadar yatır-kaldır’a devam ediliyor. Tracy Hogg’a göre her akşam bu yatır-kalk ların sayısı azalacaktır. Çocuk yatağa konduğunda tekrar ağlıyorsa aynı yatırıp kaldırma devam edecektir. Süresi çocuğun direncine bağlıdır.  Bu da ağlatma yönteminin bir türüdür. Ferber’den en önemli farkı çocuğun yalnız bırakılmamasıdır. Bebeği ağlatmadan bebeğe ‘senin yanındayım ama sen kendin uyumalısın’ mesajı veriliyor. Ama tabi ki emmeye ve sallanmaya alışmış bebek bu yöntemde de çok ağlıyor. Uygulayabilir miyim bilmem ama bana şimdilik en uygun yöntem bu gibi gözüküyor.

1

Kim West – Kontrollü uzaklaşma yönteminde ise bebek uyanıkken yatağa yatırılır,  beşiğinin yanına oturulur, ağlamasına fırsat vermeden sevilir, okşanır. Çok ağlarsa kucaklanır ve sakinleştirilir. Bu yöntemin ilk 3 gününde bebeğiniz uykuya dalana kadar yatağın başında oturulur ve her 3 günde bir sandalyeyi yatağından biraz daha uzağa götürülür.  Böylece birkaç gün sonra bebeğiniz sizi göremeyecek ama sesinizi duyabilecek. Birkaç hafta sonra ise bebeğinizi yatağına yatırıp odadan çıkacaksınız ve bebeğiniz ağlamadan uykuya dalacak diyor Kim West ama öyle olur mu acaba.. Bu yöntemi deneyip başarıya ulaşan birçok kişi hatta bebeklere gelip bu eğitimi veren kurumlar var.

Bu yöntemleri hepsi çok ciddi bir sabır gerektiriyor. Yurtdışında aileler çok uyguluyor olsa da bence özellikle Ferber yönteminin uygulanması imkansız 🙁 Ayrıca kurulmuş bir uyku düzeni olsa bile hastalık, seyahat ya da farklı koşullar olması halinde bu düzen bozulabiliyor.

Bakalım biz de bu yöntemlerden birini seçip deneyebiliriz belki başarıya da ulaşabiliriz ya da amaan nasıl uyursa uyusun yeter ki mutsuz olmasın diyebiliriz bakalım zaman ne gösterecek..

Acemi annenin gerekli ve gereksizler listesi

Hamilelik dönemi boyunca özellikle devamlı yatmak zorunda kaldığım dönemde daha çok internetten olmak üzere ‘kızımı beklerken’ adı altında deli gibi alışveriş yaptım 🙂  Şimdi oturup düşününce bunlardan bazıları çok gerekli bazıları ise gereksizmiş. En azından bizim için..  Biraz da bu konudan bahsedeyim istedim.

Öncelikle almazsam olmaz mı yaa dediğim, Arya geldikten sonra almasaydık napardıkların listesi;

1. Süt sağma makinası : Bebeğini emziren bir anne için olmazsa olmaz, her an yanında olmak istesem de kısa süreli molalarda anneme/eşime süt bırakıp birazcık dinlenebilmek için, işe başlayınca eve süt bırakabilmek için, Arya gibi küçük bir bebeğiniz varsa ve özellikle ilk haftalarda yeterince ememediğini düşünüyorsanız bu çook gerekli bir araç. Ben bu konuyu abartıp philips avent süt sağma makinasının yanına bir de 3 ay hastane tipi pompa kiraladım 🙂 Ama en azından süt artırma konusunda çok fayda gördüm.pompa

2. Sterilizatör: Hamileyken, ‘amaan alıp da napcaz eskiden sterilizatör mü vardı, kaynatırız olur biter’ derken, hamileliğin son günlerinde almaya karar verdiğim şimdi düşününce almasaydık herhalde mahvolurduk dediğim bi araç, benimki weewell çok da memnunum hani.untitled

3. Nazal aspiratör: Arya gibi sümüklü bebeler için çok gerekli 🙂 Neredeyse her  gün burun temizliği yapmamız gerekiyor, almasaydık olmazmış yani. Önce ucu daha yumuşak diye chicco aldım ama memnun kalmayınca otribebeye geçtim. Ama kızım bu aparatlardan çook nefret ediyor tabi ki. Annesinden önce bu aparatı tanıdı gariban 🙁

4. Uyku tulumu: Doğumdan önce saçmalık olarak gördüğüm uyku tulumu, her gece Arya’nın çoşup üstünü açması benim de 10 dakikada bir örtme çalışmalarım ve en sonunda pes edip ‘hadi açabiliyorsan bunu aç bakalım’ diyerek Arya’yı uyku tulumu içinde paket dürüm yapmam sonucu bir gereklilik haline geldi. Slumbersac marka aldım hiç de fena değil.1

5.Park yatak: ‘Bebektir elbet yatırılacak bir yer bulunur ne gereği var’ dediğim şimdi de özellikle tatillerde olmazsa olmazlar arasına giren bir öğe. Alırken sallanabilmesi nedeniyle kraft marka tercih ettim,çok da memnunum.Her bebek gibi Arya da sallanma hastası ve park yatak bu açıdan da işimize yarıyor.

Şimdi de çok heyecanla alıp pek kullanamadıklarımın listesi;

1. Sling: Sling furyası çıktığı günden beri dikkatimi çeken, özellikle kolikli bebeklerde çok fayda sağladığını düşündüğüm slingi, yaklaşık 15 gün araştırıp sonra içime sine sine almıştım, gel gör ki Arya hanım slingin o sıkı fıkı tabiatına dayanamadı.Bir seferde alışmayabilirsin ben bi daha denerim diye yaklaşık 10 kez denememe rağmen hanımefendi nuh dedi peygamber demedi ve girmedi o slingin içine 🙁 Ama anne de altta kalır mı şimdi de kanguruya sokma denemelerine girişecek, bu raundu Arya almış gibi görünse de bakalım sonuç ne olacak.. 🙂2

2. Ayaklı tulumlar: Hamilelik dönemindeyken özene bezene göbeği de ayağı da sırtı da açılmaz, rahat rahat giyer diyerek aldığım ayaklı tulumları kızım her giydirişimde tepinerek protesto etti. İlk günlerde herhalde ondan rahatsız olmuyordur bi daha giydireyim diye uğraştıysam da protestodaki şiddet kullanımını gün be gün arttırdı şimdi ise yaklaşık 15 adet tulum hiç giyilmeden terziye götürülüp iki parça ve ayaksız olacak şekilde kestirilmeyi bekliyor.2

3. Bol reklamlı güya kimyasalsız ıslak pamuklar: TV’de devamlı reklamları geçen kimyasal barındırmadığını söyleyen ama cilde değer değmez Arya’ya allerji yapan ıslak pamuklar 🙁 1 koli ıslak pamuk şimdi arabanın torpido gözünde el silmek için bekliyor. Kızıma ise bildiğin pamuğu suyla ıslatıyoruz ve kendi ıslak pamuğumuzu kendimiz yapıyoruz.

4. Göğüs pedleri: Yav ne gerek var bunlara diyorum şimdi hem kocaman kocamanlar hem de pahalı, koy yuvarlak pamuğu geç işte. Ama aldık işte en az 10 kutu 🙂

5.Aşırı miktarda cicili bicili elbise: İnsan (herhalde öyledir) ilk çocuğu olunca -hele bir de kız olunca- gördüğü her güzel elbiseyi almak istiyor hele kabarık kabarık etekli pembeli morlu elbiseleri görünce dayanamıyor hiç. Hele Arya gibi yaz ayında doğup, bir de yazın sıcağında gezenti annenizin peşinden İzmir sıcağına sürüklendiyseniz giyebileceğiniz en kalın kıyafet çıtçıtlı badi oluyor ve güzelim o kadar elbise bir fotoğraf çekildikten sonra çöp oluyor 🙁 Şekil A’da benden fazla elbisesi olan Arya hanımın gardrobu) DSC_0007

Efendim işte benim listem… Eminim unuttuğum başka şeyler de var çünkü acemi anneliğin kaçınılmaz sonucu olarak bu liste daha uzayıp gider ama şimdilik benden bu kadar..

Diş mi çıkacak ne..

Arya kızım son bir haftadır biraz huzursuz özellikle akşamları bu huzursuzluk artıyor 🙁 Salyalar artmaya, eller devamlı ağıza gitmeye başladı. Hal böyle olunca acaba diş mi çıkacak sorusu akıllara gelmeye başladı.. Süt dişlerinin çıkma zamanı ve şekli çocuktan çocuğa farklıdır ama genelde 6. aya doğru çıkar. Önce alt ön dişler, daha sonra arkaya doğru üst dişler ve azı dişleri sürer. 24 ya da 30 aylık olana kadar süt dişleri çıkmaya devam eder. Yani büyük ihtimalle daha 2 ayımız var var ama sıkıntısı şimdiden başladı.
Sıkıntılı durumda olan kızım için yapabileceklerimi listeledim;
•Elleri yıkadıktan sonra diş çıkan bölgeye parmakla hafif masaj yapmak
•Bez parçasını buzdolabında bir süre soğuttuktan hafif bir basınçla ovmak
•Eğer çocukta çok ciddi bir huzursuzluk varsa parasetamol içeren ağrı kesici kullanmak
•Buzdolabından çıkarılmış havucu ısırmasını sağlamak
Bunun dışında bazı jeller mevcut, ancak jelin içindeki anestezik madde var, bu nedenle az da olsa bazı riskler taşıyor. O yüzden çok zorunlu olmadıkça bunu tercih etmeyeceğim.
Özellikle yurtdışında fenomen olmuş %100 doğal kauçuk ve gıda boyası kullanılarak üretilmiş SOPHIE THE GIRAFFE adında yumuşak bir diş kaşıyıcı var, bir yandan da oyuncak görevi görüyor. Fiyatı 70 tl gibi biraz pahalı ancak zaten Kızıma çok fazla oyuncak almadım o yüzden bu ürünü hem doğal hem de yumuşak olması nedeniyle tercih ettim. Sophie bu günlerde genelde Arya’nın elinde daha doğrusu dişinde 🙂untitled

Tabi ki böyle asortik şeylere çok da gerek yok aslında eski usul buzdolabından çıkmış bir havuç da bizim tavşanların işini görür ama ah işte bu modern anneler :))
Bir de diş hekimi konusu var tabi.. Ben eskiden beri diş hekimlerinden çok korkarım, umarım Arya’nın, benim gibi korkuları oluşmadan sevdiği bir diş hekimi ve sağlıklı dişleri olur, ama o zamana kadar daha çok çekeceğiz herhalde ..

Konak meselesi

Özellikle son 15 gündür Arya’nın kafasında çok şiddetli konak oluşumu var. Hem de çok faydalı olacağını düşündüğüm mustela konak önleyici şampuanı ilk günden beri düzenli kullanmama rağmen 🙁
Konak denen şey infantil seboreik dermatit bebeklerde doğumdan 1-2 ay sonra saçlı deride yaygın olarak pullanma ve kızarıklık oluşması yani, genelde de birkaç ay geçtikten sonra geriliyor.
Annenin bebeğiyle ilgilenmediği yada duş yaptırmadığı için konak oluştuğu şeklinde komik bir yargı var bizim memlekette..
Aslında ciddi bir durum değil, üzülecek bir şey de yok ama ben de taktım bu konaklara.. 2 günde bir şampuanla yıkamama ve arada zeytinyağı sürmeme rağmen kurtulamadık bu konaklardan. Derken annemin baskısıyla eski yöntemleri deneyelim dedik saf zeytinyağı ve eski bir erkek cep tarağı bularak başladık işe..
Zeytinyağı ile masaj yapıp bir 10 dakika beklettikten sonra hafifçe kazıyarak taradık saçları ve sonuç mükemmel eser kalmadı konaktan 🙂
Ne mustelası ne konak şampuanı ne varsa annelerimizin dediklerinde mi var ne 🙂