Yeni moda; Evden Kaçış Oyunları

İzmir’de büyüyüp 18 yaşında Ankara’ya gelmiş, geliş o geliş 10 seneden fazla zamandır burada yaşayan yarı Ankara’ lı biri olarak üzülerek söylüyorum ki Ankara’da özellikle kışın yapacak pek bir şey yoktur. Nefret ede ede 35485. kez aynı AVM’ ye gidersin, dostlarına ev ziyareti yaparsın, uzun uzun brunch yaparsın, sinemaya gidersin, arada bir Tavukçu’da yemek yersin, Kırık Plak’ta doğum günü kutlarsın, en fazla eğlenmeye Hayal Kahvesi’ne gidersin falan filan.. Bu iş bizim için uzun süredir bu şekilde.. Tabi Arya doğduktan sonra artık bir sinemaya gidelim, dışarda bir yemek yiyelim olayı bile bizim için bir büyük bir lüks artık. O yüzden artık süresi kısalan ‘anne baba saatleri’ ni efektif kullanmak da en büyük çabalarımızdan biri..

Konu nereye gelecek derseniz, son zamanlarda yeni bir trend var ‘evden kaçış oyunları’ diye.. Biz de merak ettik nedir bu acaba eğlenir miyiz, boşa mı para veririz diye düşündük ama merakımıza yenilip bir oyuna katıldık.

Evden kaçış oyunları 2-5 kişi ile oynanan içeri girince kapının üzerine kapatıldığı ve bazı şifreleri çözerek ve kilitleri bularak oynayan kişilerin dışarı çıkmaya çalıştığı bir oyun. Oyunda başarılı olamazsanız evde kapalı kalmıyorsunuz tabi ki, 1 saat tamamlanınca dışarı çıkarılıyorsunuz, tabi şifreleri daha hızlı çözüp daha hızlı çıkmak da işin eğlenceli ve güzel yanı..

İlk katıldığımız oyun Ankara Evden Kaçış Oyunu Thescape idi. Thescape Ankara Bahçelievler’de eski bir evde kurulmuş, ortamı harika biraz da ürkütücü ama inanılmaz eğlenceli ve farklı bir oyundu. Bir saat nasıl geçti anlamadık bile.. Ama gelin görün ki ilk deneyimde başarısız olduk ve evden çıkamadık, çünkü son videoyu pek iyi dinlememiştik,1

Ancak tadı damağımızda kaldı ve yenilen pehlivan güreşe doymaz deyip bu seferde Lockedin’e otel adlı oyuna gittik, bu oyun normal bir ortamda dizayn edilmiş, şifreleri oldukça zor ve zekice hazırlanmış bir oyundu, bu oyunda biraz da alışkanlık kazandığımızdan herhalde gayet başarılı olduk 🙂HaberResim-NJS

Bu işi bu kadar sevince Ankara’da ne var ne yok hepsine gidelim bari diye düşünüp Kuytu Evden Kaçış’ a gittik, bu oyun ise tam bir hayal kırıklığıydı, kilitler doğru şifreleri bulduğumuz halde açılmıyordu, ortam çok kötüydü, şifreler hazırlanırken hiç bir zeka kırıntısı katılmamıştı. Son odada şifreyi tamamlayacak malzemelerden biri eksikti, süre bittiğinde ve bunu ekibe söylediğimizde buralarda bir yerdedir diye cevap verdiler. Aslında çirkinleşip paramızı geri alırdık ama neyse.. Kısacası hiç tavsiye etmiyorum 🙁

Son olarak bu hayal kırıklığından sonra ilk gittiğimiz Thescape’ in diğer oyununa gitmeye karar verdik ve onu da çok beğendik.

İstanbul’da uzun süredir olan ve giderek yaygınlaşan adını çok duyduğum bu oyunları biz de burada Arya’ yı ananeye bırakıp denemiş görmüş olduk çok da beğendik, eğlenceli, kafa dağıtacak bir şeyler arayıp, özellikle kısa sürede eğlenmeye çalışanlara tavsiye edilir.

Ebeveyn olmanın getirdikleri ve götürdükleri

Arya kızım aramıza katıldığından bugüne 205 gün geçmiş..

Nasıl geçtiğini anlamadığım, her anını dolu dolu yaşadığımı sansam da, geçmesine kıyamadığım, bir yandan da çabucak geçsin istediğim bir zaman bu..

Beni daha farklı bir insan yapan, daha yorgun daha endişeli ama daha umutlu yapan bir zaman..

Evet çok şey değişti hayatımda..

İnsanlar ebeveyn olunca artık çocuklarının hatıralarını oluşturmak için yaşarmış. Belki doğrusu bu değil ama böyle oluyor biraz galiba..

Artık doğal olarak Yiğit’le baş başa daha az zaman geçirir olduk. Daha az, daha öz, daha çok Arya konuşur olduk.. Başlarda alışmaya zorlansak da, daha kısa sürede kavga etmeyi, daha çabuk barışmayı, her konuda birbirimizi suçlayıp ardından hemen sarılmayı,affettirmeyi öğrendik.

Sadece başkasının doğurduğuna değil, kendi doğurduğuna da aşık olunabileceğini anladık.

Çocuk yetiştirmenin dünyanın en zor şeyi olduğunu, mükemmel çocuk yetiştirmeye çalışmanın saçmalığını, çocukların zaten kendi huylarıyla doğduğunu, onların davranışlarını değiştiremeyip sadece yol gösterebileceğimizi öğrendik.

İnsanın çocuğunu iyi de olsa kötü de olsa, sağlıklı da olsa sağlıksız da olsa, heteroseksüel de olsa homoseksüel de olsa, suçlu da olsa katil de olsa, karşılık alsa da almasa da sevebileceğini kavradık.

Dünyanın en sabırsız insanı olan ben, sabır ile tanıştım. Önceden endişesini, takıntılarını, üzüntülerini garipsediğim, güldüğüm anneleri daha iyi anlar oldum. Bir yandan da ilgisiz, sevgisiz annelerden tam anlamıyla iğrenir oldum. En çok da kendi annemi anlar, dinler oldum..

Daha yorgun, daha bakımsız, daha uykusuz bir insan oldum.

Heveslerim, amaçlarım, hayallerim, hırslarım küçüldü. Dualarım, umutlarım, korkularım büyüdü.

İyi bir anne miyim acaba, iyi bir anne olabilecek miyim acaba diye çok sorgular oldum.

Hamileyken düşündüğüm,planladığım bir çok şeyin saçma olduğunu anladım..

Her şeye rağmen getirdikleriyle de götürdükleriyle de hiç bir şeye değişilmezdi ama bu 205 gün..