Bebek alışveriş listesi

Bu yazıyı bugün oğlu olacağını öğrenen ve bir kız bebek bekleyen iki hamile arkadaşım için yazıyorum (sağlıkla doğup büyüsünler inşallah..), umarım okuyan herkesin de işine yarar.

Çift çizgiyi gören her anne adayı hemen gidip alışveriş yapmak, şirin şirin kıyafetlerle doldurmak ister evini.. Hele bir de cinsiyet belli olduysa pembe mi mavi mi çelişkisi de bittiyse değmeyin anne adayının keyfine.. Ancak bir süre sonra heves biter yerine faydalı şeyleri alma isteği başlar. Hamileliğimin çoğunu yatarak geçirdiğim için bebek alışverişi için araştırmaya bol bol zaman buldum, şimdi aldıklarımı ve faydalanıp faydalanmadıklarımı anlatayım biraz da..

Bebek arabası: Piyasada çeşit çeşit bebek arabası var, en ön planda olan markalar da concord, stokke, quinny, inglesina , mamas papas, bugaboo. Fiyatlar da 1000- 4000 tl arasında değişiyor. Bebek arabası, bebek alışverişinde çok önemli bir kalem, güvenli, kullanımı kolay olmalı. Ben aslında büyük tekerlekli bir bebek arabası istiyordum. Ancak arabayı günde belki birkaç kez katlayıp açmam gerekeceğini düşününce  küçük tekerlekli, kullanımı ve taşıması rahat bir araba aramaya başladım. Özellikle 9 kg olana kadar kullanabileceği araba koltuğu olarak da kullanılabilen maxi cosi ana kucağı ile uyumlu olması ve gerçekten kolay katlanılabilir ve küçük olması nedeniyle tercihim quinyy zapp’tan yana oldu. Quinny-Zapp-Xtra-3-Tekerlekli-Travel-Sistem-Bebek-Arabasi-Cabriofix-Ana-Kucagi-34791

Beşik /park yatak: Özellikle de şirin ahşap beşikler anne adaylarının hemen gönlünü çalsa da kısa kullanım süresi nedeniyle çok da gerekli değil. Park yataklar ise uzun kullanım süreleri, taşınabilmeleri nedeniyle çok daha fazla tercih ediliyor. Ben park yatak tercihimi sallanabilmesi, forumlarda olumlu geri bildirimler alması nedeniyle Kraft Samba’dan yana kullandım.

untitled

Bebek odası: Zorunlu bir ihtiyaç olmadığını bilmeme rağmen bebek odası yaptım. Bebek mobilyalarını seçerken masif ahşap olmasını isteğim için Haidi markasını tercih ettim. Renk olarak da beyazı seçtim, sonuç da hiç fena olmadı bence. Bebek odası tekstilinde ise perdeden halıya, yatak korumadan, abajura kadar set halinde satılan kidboo ürünlerini çok beğenerek aldım.

Beslenme ürünleri: Biberon, emzik, süt sağma makinası gibi ürünleri tümü için BPA içermeyen philips avent markasını tercih ettim. Özellikle göğüs ucu olmayan annelerin mutlaka alması gereken, benim de çok fayda gördüğüm bir ürün de philips avent göğüs ucu koruyucu, bu ürün sayesinde çatlaklara ve göğüs ucu olmamasına rağmen bir çok anne emzirmeye devam edebiliyor. untitled

Banyo ürünleri: Şampuan olarak mustela konak önleyici şampuanı aldım ancak konak oluşumunu engellemedi, sebamed banyo köpüğünden ise çok memnun kaldım. Mothercare banyo havluları ise hem desen hem yumuşaklık açısından favorim, en az 3 adet olması gerekiyor bence.. Bunlar dışında banyo küveti (dengesiz olması nedeniyle ayaklı olanları almadım) ve doğal sünger ve maşrapa da alınacaklar listesi içinde..

Bakım ürünleri: Bakım ürünlerinin çoğunu mustela marka aldım özellikle masaj yağını çok beğenerek kullandım, bence bu ürünleri alırken marka çok önemli değil parabensiz olması ve bebeğinize allerji yapmaması yeterli. Pişik kremlerinin çoğunu denedim. Desitin (özellikle mor olanı) gerçek bir mucize, saatler içerisinde pişiği geçiriyor ancak ne yazık ki paraben içeriyor, sudocrem ve mustela pişik kremleri de günlük kullanımda tercih edilebilir. Tırnak bakımı için ise itiraf edeyim çok şirin olması nedeniyle chicco’yu tercih ettim.

images8VG78CVW

Deterjan: Aslında bitkisel içerikli deterjanlar da olmasına rağmen alerjik bir bünye yaratmamak ve normal deterjana geçişini kolaylaştırmak adına  dalin bebek deterjanını tercih ettim. Yumuşatıcı ve beslenme gereçleri deterjanlarını ise Friendly marka seçtim ve çok memnun kaldım. untitled

Yan yatma yastığı:  Bebeğin yan dönmesini ve boğulmasını engelleyen bu ürünü bir pediatrist olarak kesinlikle tavsiye ederim. Ben yaklaşık iki ay bu ürünü kullandım ve içim rahat etti

Oyuncak: Oyuncak konusu dikkatle düşünülmesi gereken bir konu. Piyasada çeşit çeşit oyuncak var ama bir çoğu kullanışsız ve bebeğin gelişimine hiçbir katkı sağlamıyor. Hem bebek gelişimi açısından hem de özellikle bebeğin ilk aylarında anneye de rahat bir nefes aldırması bakımından oyun halısı çok gerekli .Fisher price markasının çok güzel oyun halıları var. Ayrıca ev tipi ana kucağı da bir çok bebek için vazgeçilmez.. Bunun dışında ilk aylarda olmazsa olmaz oyuncak çıngırak. Aylar ilerledikçe dokunma duyusu ile farkındalık yaratan ve hışırtı sesi veren oyuncaklar gelişime katkı sağlayabiliyor.

Kıyafet: Kıyafet konusunda bence dikkat edilmesi gereken en önemli nokta %100 pamuk olması, zaten bir çok bebek markası bu konuda taviz vermiyor, benim özellikle beğendiğim markalar mothercare, carters ve güzel elbiseleriyle andywawa oldu. Ancak bu markalar sık sık ziyaret edilmek suretiyle takip edilmeli, çünkü ara ara çok ciddi indirimlere giriyorlar, malüm bebeğin yediği helal giydiği haram derler, ama bir hevesle güzel ne görsek alıyoruz işte 🙂

Marka isimleri çok kullandım ama hamileyken benim için önemli olan insanların kullanıp memnun kaldığı şeylerdi umarım bu yazıyı yazmamı isteyenlere faydalı olabilmişimdir.

Doğum hikayemiz

Bugün Arya’ m 4 aylık oldu. Bu dört ayda hayatım tamamıyla değişti ve güzelleşti. 4. ayımız vesilesiyle doğum hikayemizden bahsetmek istedim biraz da..

Zorlu bir hamilelik sürecinin ardından, hem kendi isteğim hem de bebeğin boynunda kordon olması nedeniyle doğum şeklimin sezaryen olmasına karar verildi. Ameliyat tarihi de 24 Haziran olarak belirlendi. 23 Haziran’da saat 4 sularında son bir kez doktorum USG ile değerlendirdi. Suyumun artık iyice azalması nedeniyle bebeğin kalp atımında hızlanma olduğunu, nasıl olsa yarın sezaryen olacağım için önemli bir sorun olmadığını söyledi. Bizim moralimiz yine biraz bozuldu tabi ki. Artık kızımın içeride durduğu her dakika beni daha da endişelendiriyordu ve bir an önce ona kavuşmak istiyordum. Bir yandan da olanlar hala bir rüyaymış gibi geliyor ve kızıma kavuşamadan uyanmaktan korkuyordum.

Doktor kontrolü sonrasında eve gittim, erken doğum olabilir diye yaklaşık 1 ay önce hazırladığım hastane çantamı tekrar kontrol ettim. Nedense Arya ‘nın çantasını kontrol etmek içimden gelmedi, ya o güzel bebek kıyafetlerini giydiremezsem, ya o puset boş gelirse diye kısa bir süre ağladıktan sonra kendimi toparladım ve fotografçımızı arayıp sezaryen saatini ve yerini bildirdim. Fotoğraf çekmeyi de çekilmeyi de çok seven bir insan olarak, ne kadar zorluk yaşasam da ne kadar endişeli olsam da, bu anı ölümsüz kılmak için fotoğrafçımız Hülya Hanım ile aylar öncesinden anlaşmıştık.

Sonrasında kısa bir duş aldım, zaten artık son haftamda banyoda eğilmek bile bir işkenceye dönüşmüş ve banyo sürem en fazla 10 dakikaya inmişti. Ardından kuaförün yolunu tuttum, saçlarıma maşa yaptırdım ve eve geri döndüm. Ancak suyumun azaldığı ve bebeğin kalp atışlarının hızlanmış olduğu düşüncesi beni rahat bırakmadı ve çantaları toparlayıp doğruca çalıştığım ve doğum yapmayı planladığım hastaneye gittik. NST’ de ciddi bir sıkıntı çıkmadı ama kasılmalarımın başlamış olduğunu gördük, yine de hastaneye yatışım yapıldı.

Sabaha kadar bir dakika bile gözümü kırpmadım, hayatımda hiç etmediğim kadar duayı o gece ettim, çokça ağladım. Nasıl bir bebek olacağını, kime benzeyeceğini o güne kadar hiç hayal etmediğimi, daha doğrusu hayal etmekten korktuğumu fark ettim. Hiç tanımadığımız, hiç yüzünü görmediğimiz bir insana nasıl bu kadar bağlandık diye de bol bol düşündük eşimle.Bu geceden sonra artık her şeyin farklı olacağını, iki kişi çıktığımız evimize üç kişi döneceğimizi düşünüp mutlu olduk.

Derken günün ilk ışıklarıyla bir kez daha ağlama krizine girip ardından fotoğraf çekimi için hızla hazırlanmaya başladım. Fotoğraf çekimi sırasında içimde fırtınalar koparken yüzüme sadece basit bir gülümseme yerleştirdim ..

10

Çekimler bittikten sonra bir görevli beni ameliyathaneye götürmek için odama geldi. Aklımdaki tek düşünce kızımın sağlığı ve ona kavuşma heyecanı olduğu için ne anesteziden ne ameliyattan korktum. Tek korkum onu kucağıma alamamaktı.

Ardından spinal anestezi yapıldı, ben daha iğnenin girdiğini bile anlamadan bacaklarım sıcacık oldu ve kuş gibi hafifledi.

Daha önce bir çok kez pediatrist olarak doğuma girmiştim, alışkındım aslında ortama.. İlk kez tıp fakültesinde doğuma girdiğim sırada benim de birçok kişi gibi gözlerim dolmuş, bu mucizeyi hayranlıkla izlemiştim. Şimdi ise durum çok farklıydı, bu sefer benim mucizem gerçekleşiyordu.. Bu duyguyu anlatmak imkansızdı. Aylardır beklediğim, onun için her şeyi göze alabileceğim kızıma kavuşmak üzereydim.

O sırada ciyak ciyak bir ağlama sesi duydum, neydi ki bu .. Gerçekten kızImın sesi miydi, gerçek miydi yani her şey..

78 sb79

O pamuk ellerini, ayaklarını, güzel yüzünü gördüm sonra, kucağıma aldım,  kokladım ve şükrettim seni verene..

Geldin ya sen sağlıkla ne isterdim artık daha.. Hoş geldin hayatımıza..

191

İşte bizim doğum hikayemiz. Dostumun düşmanımın isteyen herkesin yaşamasını dilediğim türden, her şeyden başka bir duyguymuş bu..

Hikayemizi anlatmışken,öncelikle iyi kötü her anımda sonsuz destekçim olan, sevgisiyle beni şımartan, hamilelik dönemi boyunca kusmalarımda kova yetiştirmekten,  son günlerimde çorabımı giydirmeye kadar her türlü desteği veren, dünyanın en iyi babası olacağına inandığım eşime, annelerin bir tanesi, anneanne olmanın iki kere anne olmak demek olduğunu gösteren anneme, bir tanecik babama, her sızlanmamı bıkmadan dinleyen, yanımda olan, kızımın ilk doktoru Duygu’ya, her şeyi sorup yine de bıktıramadığım kuzenim Banu’ya ve Barış abime, doğum öncesi gecede bile beni  yalnız bırakmayan Laden’e,  her derdimi konferans yöntemiyle dinleyip yanımda olan dostlarım Mine, Çağla ve Helin’e, en çok da ansızın gelmeye karar verip dünyamızı aydınlatan ve bana bunları yaşatan güzel kızım Arya’ ma teşekkürü borç bilirim..

Acemi annenin gerekli ve gereksizler listesi

Hamilelik dönemi boyunca özellikle devamlı yatmak zorunda kaldığım dönemde daha çok internetten olmak üzere ‘kızımı beklerken’ adı altında deli gibi alışveriş yaptım 🙂  Şimdi oturup düşününce bunlardan bazıları çok gerekli bazıları ise gereksizmiş. En azından bizim için..  Biraz da bu konudan bahsedeyim istedim.

Öncelikle almazsam olmaz mı yaa dediğim, Arya geldikten sonra almasaydık napardıkların listesi;

1. Süt sağma makinası : Bebeğini emziren bir anne için olmazsa olmaz, her an yanında olmak istesem de kısa süreli molalarda anneme/eşime süt bırakıp birazcık dinlenebilmek için, işe başlayınca eve süt bırakabilmek için, Arya gibi küçük bir bebeğiniz varsa ve özellikle ilk haftalarda yeterince ememediğini düşünüyorsanız bu çook gerekli bir araç. Ben bu konuyu abartıp philips avent süt sağma makinasının yanına bir de 3 ay hastane tipi pompa kiraladım 🙂 Ama en azından süt artırma konusunda çok fayda gördüm.pompa

2. Sterilizatör: Hamileyken, ‘amaan alıp da napcaz eskiden sterilizatör mü vardı, kaynatırız olur biter’ derken, hamileliğin son günlerinde almaya karar verdiğim şimdi düşününce almasaydık herhalde mahvolurduk dediğim bi araç, benimki weewell çok da memnunum hani.untitled

3. Nazal aspiratör: Arya gibi sümüklü bebeler için çok gerekli 🙂 Neredeyse her  gün burun temizliği yapmamız gerekiyor, almasaydık olmazmış yani. Önce ucu daha yumuşak diye chicco aldım ama memnun kalmayınca otribebeye geçtim. Ama kızım bu aparatlardan çook nefret ediyor tabi ki. Annesinden önce bu aparatı tanıdı gariban 🙁

4. Uyku tulumu: Doğumdan önce saçmalık olarak gördüğüm uyku tulumu, her gece Arya’nın çoşup üstünü açması benim de 10 dakikada bir örtme çalışmalarım ve en sonunda pes edip ‘hadi açabiliyorsan bunu aç bakalım’ diyerek Arya’yı uyku tulumu içinde paket dürüm yapmam sonucu bir gereklilik haline geldi. Slumbersac marka aldım hiç de fena değil.1

5.Park yatak: ‘Bebektir elbet yatırılacak bir yer bulunur ne gereği var’ dediğim şimdi de özellikle tatillerde olmazsa olmazlar arasına giren bir öğe. Alırken sallanabilmesi nedeniyle kraft marka tercih ettim,çok da memnunum.Her bebek gibi Arya da sallanma hastası ve park yatak bu açıdan da işimize yarıyor.

Şimdi de çok heyecanla alıp pek kullanamadıklarımın listesi;

1. Sling: Sling furyası çıktığı günden beri dikkatimi çeken, özellikle kolikli bebeklerde çok fayda sağladığını düşündüğüm slingi, yaklaşık 15 gün araştırıp sonra içime sine sine almıştım, gel gör ki Arya hanım slingin o sıkı fıkı tabiatına dayanamadı.Bir seferde alışmayabilirsin ben bi daha denerim diye yaklaşık 10 kez denememe rağmen hanımefendi nuh dedi peygamber demedi ve girmedi o slingin içine 🙁 Ama anne de altta kalır mı şimdi de kanguruya sokma denemelerine girişecek, bu raundu Arya almış gibi görünse de bakalım sonuç ne olacak.. 🙂2

2. Ayaklı tulumlar: Hamilelik dönemindeyken özene bezene göbeği de ayağı da sırtı da açılmaz, rahat rahat giyer diyerek aldığım ayaklı tulumları kızım her giydirişimde tepinerek protesto etti. İlk günlerde herhalde ondan rahatsız olmuyordur bi daha giydireyim diye uğraştıysam da protestodaki şiddet kullanımını gün be gün arttırdı şimdi ise yaklaşık 15 adet tulum hiç giyilmeden terziye götürülüp iki parça ve ayaksız olacak şekilde kestirilmeyi bekliyor.2

3. Bol reklamlı güya kimyasalsız ıslak pamuklar: TV’de devamlı reklamları geçen kimyasal barındırmadığını söyleyen ama cilde değer değmez Arya’ya allerji yapan ıslak pamuklar 🙁 1 koli ıslak pamuk şimdi arabanın torpido gözünde el silmek için bekliyor. Kızıma ise bildiğin pamuğu suyla ıslatıyoruz ve kendi ıslak pamuğumuzu kendimiz yapıyoruz.

4. Göğüs pedleri: Yav ne gerek var bunlara diyorum şimdi hem kocaman kocamanlar hem de pahalı, koy yuvarlak pamuğu geç işte. Ama aldık işte en az 10 kutu 🙂

5.Aşırı miktarda cicili bicili elbise: İnsan (herhalde öyledir) ilk çocuğu olunca -hele bir de kız olunca- gördüğü her güzel elbiseyi almak istiyor hele kabarık kabarık etekli pembeli morlu elbiseleri görünce dayanamıyor hiç. Hele Arya gibi yaz ayında doğup, bir de yazın sıcağında gezenti annenizin peşinden İzmir sıcağına sürüklendiyseniz giyebileceğiniz en kalın kıyafet çıtçıtlı badi oluyor ve güzelim o kadar elbise bir fotoğraf çekildikten sonra çöp oluyor 🙁 Şekil A’da benden fazla elbisesi olan Arya hanımın gardrobu) DSC_0007

Efendim işte benim listem… Eminim unuttuğum başka şeyler de var çünkü acemi anneliğin kaçınılmaz sonucu olarak bu liste daha uzayıp gider ama şimdilik benden bu kadar..

Hamilelik anıları ve Kavuşma

Hamilelik deyince aklıma gelenler sadece toz pembe anılar değil aslında.. Kızımın karnımda olduğunu öğrendiğim gün başlayan heyecan ve mutluluk, 7. haftamda gelişen düşük tehtidi ve 8. haftada başlayıp 15. haftaya kadar süren, evdeki kovalarla kanka olmamı sağlayan aşırı kusmalarla gölgelendi biraz..

Gebeliğin balayı olarak nitelendirilen 2. trimester dönemi ise bebek hazırlıkları ile geçti…( ilk 3 ay düşük tehtidi nedeniyle ne olur ne olmaz diye bir çorap bile almaya cesaret edememiştim kızıma). Bu dönemde yakın zamanda doğum yapmışÂ  ve her hazırlığı en güzel şekliyle tamamlamış olan kuzenim Banu’dan çok şey öğrendim.

Kız bebek de olunca pembiş pembiş, cıvıl cıvıl kıyafetlerle doldu taştı evimiz. Acemi anne olarak tüm kıyafetleri 0-3 ay alıp, şimdi 3. ayımız biterken kıyafetsiz kalmamız işin diğer yönü tabi ki..

Bebek odası alırken doğal ağaç olsun, kremini şampuanını deterjanını alırken organik olsun diye diye incik cincik hazırlıkları tamamladım derken son haftalarda suyumun azalması, bebeğin büyümesinin yavaşlaması ve son olarak da bebeğin boynuna kordon dolanmış olması ve sezeryan gerektiğini öğrenmemizle beraber yaklaşık 2 ay yatak istirahati yapmak zorunda kaldım.

Yaklaşık 2 ay boyunca bebeğin kan akımını artırmak ve büyümesine yardımcı olabilmek için sadece sol tarafım üzerine yatınca anladım ki annelik çok başka bir şeymiş.. Normalde evden çıkmadığı gün olmayan, gezenti ben, karnımdaki arkadaş 50 gram büyüsün diye hiç gocunmadan günlerce yatabiliyormuşum, o balık yağı tabletini iğrene iğrene içebiliyormuşum, annemin o çok sinir olduğum ‘anne olunca anlarsın’ lafını şimdi anlamaya başlıyormuşum demek ki..

Öyle böyle kimi zaman heyecan kimi zaman endişe dolu geçen günlerden, ‘ne olacak sonumuz sağlıkla gelecek mi’ diye düşüne düşüne uyuyamadan geçen gecelerden sonra ise 24 Haziran 2014 sabahında kavuştuk kızımıza..

Arya’yı kucağımıza aldıktan sonra değişen güzelleşen e tabi biraz da zorlaşan bir hayat şimdi bizimkisi..

Hoş geldin hayatımıza bebeğim, sefalar getirdin..