Macera dolu Amerika 

Uzuun zamandır kafamızda bir Amerika seyahati vardı, başka nedenler de işin içine girince arkadaşlarımızla heveslenip bir plan yaptık ( biz bu planı yaptığımızda Arya 6 aylıktı ve o zaman yolculuk çok kolaydı) ve Haziran sonunda uçağa atlayıp gittik.. Evet hem de Arya’yla !

Tabi ki işler hiç kolay olmadı.. Bir bavul arya kıyafeti , calpol, dolven, Augmentin vb, gizli gizli sokmaya çalıştığım kuru kayısı, hurma ve tarhana ile dolduktan sonra küçük bir bavul da kendimize hazırladık 🙂 İstanbul’dan THY ile direk uçuşla New York’a gittik, gidiş yolculuğu beklediğim kadar kötü olmadı (hele dönüşü düşününce hiç) .. NYC ‘de Manhattan bölgesinde bir ev kiraladık. Airbnb’den kiraladık bu sefer de ama bu kez ev sahibi de ev de kötüydü açıkçası genel olarak umduğumuzu bulamadık, fifth avenue ve central park dışında hiç bir yeri çok beğenmedim nedense.. Her sabah kalkıp emektar Avent pişiricide Arya’ya yemek hazırlayıp, gündüzleri bol bol gezmeye çalıştık.. Meyve sebzeyi kolayca bulduk ama yoğurt ve peynir kıtlığı bizi çok zorladı.. NYC den sonra herkesin illa gidin dediği San Diego’ ya gittik.. İyi ki de gitmişiz, sayfiye havası, salaş mekanları ve devasa hamburgerli  Hodad’sı, Arya’nın kendinden geçtiği hayvanat bahçesi ve hayatında ilk kez denize girdiği Coronada beach ile ikimizin de en sevdiği yer orası oldu.. Ardından araba kiralayıp kısa kısa LA ve Las Vegas ‘ı gördük ( bebekle Las Vegas ‘ta napılır demeyin ben de bilmiyorum ????????????) ..Gözümde çok farklı canlandırdığım Holywood da hiç beklediğim gibi çıkmadı.. Oscar Ödülleri’nin verildiği benim saray gibi hayal ettiğim Dolby Theatre tam bir hayal kırıklığıydı (sadece Oscar öncesi temizleniyor heralde) .. Son durağımız olan San Fransisco yazın ortasında buz gibi oluşunu, bebek arabası sürerken canımızın çıktığı yokuşları ve aşırı pahalılığı saymazsak çok güzeldi..  En korkunç roller coasterlarıyla ünlü Sİx Flags’de sadece atlı karıncaya binebilmiş olsam da SF ‘de paraşütle atlama hocalığı yapan bir arkadaşımız sayesinde hayatımın çılgınlığı diyebileceğim uçaktan atlama işini yaptım :)) Daha da adrenalin istemem artık .. 
Son olarak da dönüşten bahsedeyim. SF ten THY ile direk Uçuş olması güzel gerçi 13 saatlik yolculuğun neresi güzel  olabilir 🙂 Yiğitle ayrı oturacağımızı ve yanımızda bir başka bebekle gideceğimizi öğrenerek başladık yolculuğa.. Yol boyu Arya ve diğer bebeğin ağlamalarıyla sinir krizi geçiren uzak doğulu amcanın bakışlarıyla ben yerin dibine girerken, hiç sesi çıkmayan ve gülümseyen bebekleri ile önümüzdeki gay çift uçağın gözdesi oldu.. Bu arada aşırı çalışan klima zaten önümüzdeki günlerde Aryanın 40 dereceye çıkacak ateşinin habercisi oldu 🙁 Öyle böyle bitti 13 saat ama biz de bittik .. 

Bu arada ilk günlerde her gün yemeği yapılan Arya hanım son günlerde ne bulursa onu yemeye başladı 🙂 Gezerken bizi en çok zorlayan hava değişimi oldu , NYC’de üşümesin diye montla gezdirdik çocuk pişik oldu, Las Vegas da çöl sıcağında nevri döndü .. Son modası bebek arabasına asla oturmayıp kendi sürme isteği ( daha yürümediğini hatırlatırım) ile ara ara bize keçileri kaçırttı.. Genel olarak 1 yaşında bebekle gezmek çok da iyi bir fikir olmayabilir ama yine de çok şükür her şey güzeldi.. Haa bi daha böyle bir şeye cesaret edemem galiba o ayrı, şöyle Akdeniz’de sıcak kumlarda bir tatil yapsaydık daha iyi olur muydu, belki.. Daha çok dinlenir miydim, tabi ki.. Ama dünya gözüyle bir Amerika görmüş olduk işte.. Daha nicelerini görmek dileğiyle..

Yeni moda; Evden Kaçış Oyunları

İzmir’de büyüyüp 18 yaşında Ankara’ya gelmiş, geliş o geliş 10 seneden fazla zamandır burada yaşayan yarı Ankara’ lı biri olarak üzülerek söylüyorum ki Ankara’da özellikle kışın yapacak pek bir şey yoktur. Nefret ede ede 35485. kez aynı AVM’ ye gidersin, dostlarına ev ziyareti yaparsın, uzun uzun brunch yaparsın, sinemaya gidersin, arada bir Tavukçu’da yemek yersin, Kırık Plak’ta doğum günü kutlarsın, en fazla eğlenmeye Hayal Kahvesi’ne gidersin falan filan.. Bu iş bizim için uzun süredir bu şekilde.. Tabi Arya doğduktan sonra artık bir sinemaya gidelim, dışarda bir yemek yiyelim olayı bile bizim için bir büyük bir lüks artık. O yüzden artık süresi kısalan ‘anne baba saatleri’ ni efektif kullanmak da en büyük çabalarımızdan biri..

Konu nereye gelecek derseniz, son zamanlarda yeni bir trend var ‘evden kaçış oyunları’ diye.. Biz de merak ettik nedir bu acaba eğlenir miyiz, boşa mı para veririz diye düşündük ama merakımıza yenilip bir oyuna katıldık.

Evden kaçış oyunları 2-5 kişi ile oynanan içeri girince kapının üzerine kapatıldığı ve bazı şifreleri çözerek ve kilitleri bularak oynayan kişilerin dışarı çıkmaya çalıştığı bir oyun. Oyunda başarılı olamazsanız evde kapalı kalmıyorsunuz tabi ki, 1 saat tamamlanınca dışarı çıkarılıyorsunuz, tabi şifreleri daha hızlı çözüp daha hızlı çıkmak da işin eğlenceli ve güzel yanı..

İlk katıldığımız oyun Ankara Evden Kaçış Oyunu Thescape idi. Thescape Ankara Bahçelievler’de eski bir evde kurulmuş, ortamı harika biraz da ürkütücü ama inanılmaz eğlenceli ve farklı bir oyundu. Bir saat nasıl geçti anlamadık bile.. Ama gelin görün ki ilk deneyimde başarısız olduk ve evden çıkamadık, çünkü son videoyu pek iyi dinlememiştik,1

Ancak tadı damağımızda kaldı ve yenilen pehlivan güreşe doymaz deyip bu seferde Lockedin’e otel adlı oyuna gittik, bu oyun normal bir ortamda dizayn edilmiş, şifreleri oldukça zor ve zekice hazırlanmış bir oyundu, bu oyunda biraz da alışkanlık kazandığımızdan herhalde gayet başarılı olduk 🙂HaberResim-NJS

Bu işi bu kadar sevince Ankara’da ne var ne yok hepsine gidelim bari diye düşünüp Kuytu Evden Kaçış’ a gittik, bu oyun ise tam bir hayal kırıklığıydı, kilitler doğru şifreleri bulduğumuz halde açılmıyordu, ortam çok kötüydü, şifreler hazırlanırken hiç bir zeka kırıntısı katılmamıştı. Son odada şifreyi tamamlayacak malzemelerden biri eksikti, süre bittiğinde ve bunu ekibe söylediğimizde buralarda bir yerdedir diye cevap verdiler. Aslında çirkinleşip paramızı geri alırdık ama neyse.. Kısacası hiç tavsiye etmiyorum 🙁

Son olarak bu hayal kırıklığından sonra ilk gittiğimiz Thescape’ in diğer oyununa gitmeye karar verdik ve onu da çok beğendik.

İstanbul’da uzun süredir olan ve giderek yaygınlaşan adını çok duyduğum bu oyunları biz de burada Arya’ yı ananeye bırakıp denemiş görmüş olduk çok da beğendik, eğlenceli, kafa dağıtacak bir şeyler arayıp, özellikle kısa sürede eğlenmeye çalışanlara tavsiye edilir.