Hamilelik anıları ve Kavuşma

Hamilelik deyince aklıma gelenler sadece toz pembe anılar değil aslında.. Kızımın karnımda olduğunu öğrendiğim gün başlayan heyecan ve mutluluk, 7. haftamda gelişen düşük tehtidi ve 8. haftada başlayıp 15. haftaya kadar süren, evdeki kovalarla kanka olmamı sağlayan aşırı kusmalarla gölgelendi biraz..

Gebeliğin balayı olarak nitelendirilen 2. trimester dönemi ise bebek hazırlıkları ile geçti…( ilk 3 ay düşük tehtidi nedeniyle ne olur ne olmaz diye bir çorap bile almaya cesaret edememiştim kızıma). Bu dönemde yakın zamanda doğum yapmışÂ  ve her hazırlığı en güzel şekliyle tamamlamış olan kuzenim Banu’dan çok şey öğrendim.

Kız bebek de olunca pembiş pembiş, cıvıl cıvıl kıyafetlerle doldu taştı evimiz. Acemi anne olarak tüm kıyafetleri 0-3 ay alıp, şimdi 3. ayımız biterken kıyafetsiz kalmamız işin diğer yönü tabi ki..

Bebek odası alırken doğal ağaç olsun, kremini şampuanını deterjanını alırken organik olsun diye diye incik cincik hazırlıkları tamamladım derken son haftalarda suyumun azalması, bebeğin büyümesinin yavaşlaması ve son olarak da bebeğin boynuna kordon dolanmış olması ve sezeryan gerektiğini öğrenmemizle beraber yaklaşık 2 ay yatak istirahati yapmak zorunda kaldım.

Yaklaşık 2 ay boyunca bebeğin kan akımını artırmak ve büyümesine yardımcı olabilmek için sadece sol tarafım üzerine yatınca anladım ki annelik çok başka bir şeymiş.. Normalde evden çıkmadığı gün olmayan, gezenti ben, karnımdaki arkadaş 50 gram büyüsün diye hiç gocunmadan günlerce yatabiliyormuşum, o balık yağı tabletini iğrene iğrene içebiliyormuşum, annemin o çok sinir olduğum ‘anne olunca anlarsın’ lafını şimdi anlamaya başlıyormuşum demek ki..

Öyle böyle kimi zaman heyecan kimi zaman endişe dolu geçen günlerden, ‘ne olacak sonumuz sağlıkla gelecek mi’ diye düşüne düşüne uyuyamadan geçen gecelerden sonra ise 24 Haziran 2014 sabahında kavuştuk kızımıza..

Arya’yı kucağımıza aldıktan sonra değişen güzelleşen e tabi biraz da zorlaşan bir hayat şimdi bizimkisi..

Hoş geldin hayatımıza bebeğim, sefalar getirdin..