Emzik meselesi

‘Uyumayan bebek’ yaptığımızı daha önceden bilmem kaç kere söylemiştim herhalde ..

Aslında uykusuzluk hikayemiz giderek değişen bir hal aldı. İlk 3 ay İzmir’in havasından mıdır, suyundan mıdır nedir, bazen aralıksız 6-7 saat bile  (şimdi söylediğime kendim bile inanamıyorum) uyuduğu olurdu Arya’nın.. Derken 4 aylık olduğunda uyku düzeni ciddi anlamda bozuldu, sallamadan emmeden asla uyumaz oldu. Bunlar bir yana, gece defalarca uyanıp emmeden de asla uykuya dalamayınca aslında en baştan beri kullanmayı istemediğim emziği hayatımıza sokmuştum.
Emziğin bazı açılardan zararlı olduğu pek çok çalışma ile kanıtlanmış ama bazı faydaları da var. Özellikle son zamanlarda psikoloji üzerine çalışanlar, emziğin bebeğin doğal emme içgüdüsünü tatmin ettiğini, güven hissi verdiğini, sakinleşip uyutmaya yardımcı olduğunu söylüyorlar. Ayrıca Amerikan Pediatri Akademisi’ne göre bebeklerde ani ölüm sendromu riskini de azaltan bir şey emzik… Bununla birlikte erken dönemde emzik kullananların anne memesini daha erken bıraktığı, uzun süre kullanımının ağız ve diş gelişimine zararları verdiği, V tipi üst çene gelişimi ve yüz yapısında bozulmaya, kulak-burun-boğaz sorunlarına, orta kulak iltihabı ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalandıkları da biliniyor. Bana göre, devamlı (her ne kadar BPAsız da olsa) plastik, hem de hijyen sağlanması pek mümkün olmayan bir nesneyi bebeğin devamlı emmesi çok da hoş değil.aa

Ayrıca emziği bırakmak da bir o kadar zor bir durum diye düşündüğüm için uzun süre emziğe karşı mesafeli durdum. Ama sonuçta Arya’ nın memeyi emzik haline getirmesi ve yemekten çok sakinleşebilmek ve uykuya dalabilmek amacıyla memeyi kullanması üzerine emziğe başlamıştım. Aslında başlarda fena da değildi, gece uyanınca (birkaç kez) emziği ağzına veriyorduk ve uykuya devam ediyorduk. Derken işler değişti..  Arya ağzından emzik düştüğü anda ağlamak şartıyla (abatmıyorum) geçen gece 29 kez uyanınca ortada bir gariplik olduğunu düşünmeye başladım. Emzik sakinleştirici özelliğini kaybetmiş artık bağımlılık haline gelmişti, ağzından düşmesi Arya’da cinnete yol açıyordu.

Hal böyle olunca elimizi taşın altına sokalım ve küçük bağımlıyı (!) emzikten kurtaralım diye karar vermek zorunda kaldık. Aslında emziği bırakmak için doğru yaş 1-2 arası, tabi ne kadar erken bırakılırsa o kadar iyi. Ama bir o kadar da zor.. Resmen bir bağımlılığı yok etmeye çalışıyoruz, ben psikolog ya da psikiyatrist değilim o yüzden bu konuya hakim de değilim, bir şeyi bıraktırmak için en doğru yol nedir onu da bilmiyorum, ama bir gecede 29 kez uyanmakta zorlanan ve işe gitmek zorunda olan bir anneyim.. Bu sebeple emzikleri toplayıp kaldırdık. Sağ olsun annem de bize destek oluyor, gece uyanıp da emziğini bulamayan Arya’ yı sakinleştirmek ona kalıyor. Yaklaşık 3 gecedir emziksiziz, ve uyku sürelerimiz daha iyi.. Gece uyanınca tekrar dalmak zor oluyor onu da zamanla öğrenecek diye umuyorum. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu tam bilemiyorum ama deneme yanılma yöntemiyle ilerliyoruz.

Belki ilerleyen günlerde vazgeçip yeniden başlayacağız, belki de uyku dolu gecelere kavuşacağız (hiç inanmadım ama) .. Yaşayıp görelim bakalım.. Hadi o zaman iyi geceler iyi uykular dünya..

Uyku eğitimi denemeleri

Daha önceki yazımda uyku eğitimi deneyeceğimden bahsetmiştim.

Geçen günlerde hadi dedik bir deneyelim. Akşam saat 21.00 oldu Arya başladı huysuzlanmaya.. Tok olduğu halde emmek istiyor. Gönlü olsun diye emzirdim, bir uyku rutini oluşturmak adına pijamalarını giydirip, odanın ışığını iyice loş hale getirdikten sonra bana en yakın gelen yöntem olan Tracy Hogg – Yatır Kaldır Yöntemini uygulamaya çalıştım.

Arya’ yı uyumaya yakın yatağına koydum. Derken (tabi ki) Arya ağlamaya başladı; kucağıma aldım sakinleştirdim ve tekrar koydum. Sonra yine ağladı, tekrar kucağıma aldım sakinleştirdim ve tekrar koydum. Bu sırada Arya hem ağlamanın dozunu artırdı bir yandan da ‘bu kadın niye garipleşti, uykum geldi niye beni sallamıyor ya da emzirmiyor’ diye yüzüme bakmaya başladı. Bu seremoni bir kaç kez tekrarlandıktan sonra artık Arya yeni bir şeyler denediğimizi fark etti ve ağlama işini çığlık atmaya, bas bas bağırmaya çevirdi saat neredeyse 23.00 oldu ama kızım pes etmedi. Derken sonunda iyice uykusu geldi ve katıla katıla ağlamaya başladı bunun üzerine ben de dayanamayıp emzirdim..

Böylece uyku eğitimi falan yalan oldu. Az önce burnundan soluya soluya, sinirinden çatlayacak şekilde ağlayan kızım, sallanmaya başlayınca rahatladı, tam uyumak üzereyken de dudağının kenarını kaldırarak ‘ne eğitimi bee, benim istediğim olacak, ben kazandım’  anlamında bir gülüş attı.

Böylece ilk denememiz başarısızlıkla sonuçlandı. Zaten çok zor, hatta imkansız olduğunu düşündüğüm uyku eğitimi işinin artık saçma olduğunu da düşünmeye başladım.

Bir süre daha en azından diş kaşıntısı (??)  ya da wonder weeks (???) nedeniyle bu huysuz dönemi geçene (umarım geçer tabi geçmeye de bilir 🙁 ) kadar bu işe ara vermeye karar verdim.

‘Uykusuz her gece’ mi acaba?

Aslında Arya’ nın yenidoğan dönemi bittikten sonra belli bir uyku düzeni oturmaya başlamıştı, gün içinde yaklaşık 3-4 kere kısa uykular uyuyor, geceleri bir yada iki kez beslenerek sabah uyanıyordu. Ancak yaklaşık 10-15 gündür uyku düzenimiz kalmadı, bazı geceler en fazla 3-4 saat olacak şekilde blok uyuyor (ki bu da yetersiz) bazı geceler ise saat başı uyanıyor ve emmek istiyor 🙁  Aslında sıkıntısı açlık değil çünkü biberondaki sütü kesinlikle içmiyor, tahminimce sıkıntısı diş kaşınmaları çünkü emzik ya da dişini kaşıyacak herhangi bir şey ile mutlu oluyor.

2 Arya artık 4 aylık 🙂 Bu dönemin aslında uyku eğitimi için uygun bir dönem olduğu söyleniyor. Birçok otör 4 ayını dolduran bir bebeğe artık uyku eğitimi verilmesi gerektiğini düşünüyor. Uyku eğitimi deyince akla gelen şey ‘o ne ya bebek öyle çatlatana kadar ağlayacak mı’ oluyor. Ama aslında bebeğin ve ailenin hayat kalitesi açısından önemli gibi duruyor. Peki nedir bu uyku eğitimi dedim ve ben de biraz bu konuyu araştırdım.

Öncelikle uyku rutini oluşturmak gerekiyor. Bebeğin rahatlaması için, güzel bir duş sonrası, rahatlatıcı bir masaj uygulaması yapılabilir. Masal okunur, müzik dinletilir ya da her uyku saati öncesi belirlenmiş sözler söylenir.

Sonrasında aşağıdaki yöntemlerden biri denenir.

En bilinen yöntem Ferber – Kontrollü Ağlatma Yöntemi. Öncelikle sallanmaya ya da memede uyumaya alışmış bebeği bir gün tutup da ‘artık sana uyku eğitimi vericem ve seni sallamayacağım’ derseniz o bebek öyle ya da böyle az ya da çok ağlar 🙁 Bu yöntem de bu ağlamanın kontrol edilmesi şeklinde. Bu yöntemin ana kuralı, bebek ağladığında bile asla kararlılığınızdan vazgeçmemek (nasıl yani !! 🙁 ) Sonrasında bebek mızmızlanmaya ve ağlamaya başlayacak. İşin en zor kısmı burada bebeğin ağlamasına dayanmak.. Bu sırada kafada bir bekleme süresi belirlemek gerekiyor mesela 3 dakika..3 dakika sonrası sallamadan kucağa almadan ve odada fazla durmadan çıkmak gerekiyor. Bu şekilde odaya girmeme süresini yavaş yavaş artırarak bebeğin uyuması sağlanıyor.  örneğin ilk seferde 3 dakika bir daha ki sefer 4 dakika.. Yani bebeğin dayanma gücü yavaş yavaş artırılıyor. Bu yöntemin uygulanması sonucu büyük ihtimalle üçüncü gece 5 dakikada uykuya geçecektir ve dördüncü gece ağlamadan uyuyacaktır. Tabi ki bu çook zor bir yöntem, bebek ağlarken kapıda durmak çok zalimce görünüyor. ‘Ya bu kadar ağlatacağıma alır bir beş dakika sallarım’ diyor insan eğer bi de evde aile büyükleri varsa bu yöntemi uygulamak tamamen imkansız hale geliyor, ‘çatlatacak mısın çocuğu ver ben uyuturum’ diyecek annelerimizle eğitim falan da ilk geceden yalan olur yani.

Diğer yöntem olan Tracy Hogg – Yatır Kaldır Yöntemine göre bebeği uyku rutininden sonra yatağa koymak, ağlamaya başladığında kucağınıza almak ve sustuğu anda hemen geri koymak gerekiyor. Sallamak ve konuşmak yok yine. Bu şekilde bebek sakinleşip yatağa yatırdığınızda uyuyana kadar yatır-kaldır’a devam ediliyor. Tracy Hogg’a göre her akşam bu yatır-kalk ların sayısı azalacaktır. Çocuk yatağa konduğunda tekrar ağlıyorsa aynı yatırıp kaldırma devam edecektir. Süresi çocuğun direncine bağlıdır.  Bu da ağlatma yönteminin bir türüdür. Ferber’den en önemli farkı çocuğun yalnız bırakılmamasıdır. Bebeği ağlatmadan bebeğe ‘senin yanındayım ama sen kendin uyumalısın’ mesajı veriliyor. Ama tabi ki emmeye ve sallanmaya alışmış bebek bu yöntemde de çok ağlıyor. Uygulayabilir miyim bilmem ama bana şimdilik en uygun yöntem bu gibi gözüküyor.

1

Kim West – Kontrollü uzaklaşma yönteminde ise bebek uyanıkken yatağa yatırılır,  beşiğinin yanına oturulur, ağlamasına fırsat vermeden sevilir, okşanır. Çok ağlarsa kucaklanır ve sakinleştirilir. Bu yöntemin ilk 3 gününde bebeğiniz uykuya dalana kadar yatağın başında oturulur ve her 3 günde bir sandalyeyi yatağından biraz daha uzağa götürülür.  Böylece birkaç gün sonra bebeğiniz sizi göremeyecek ama sesinizi duyabilecek. Birkaç hafta sonra ise bebeğinizi yatağına yatırıp odadan çıkacaksınız ve bebeğiniz ağlamadan uykuya dalacak diyor Kim West ama öyle olur mu acaba.. Bu yöntemi deneyip başarıya ulaşan birçok kişi hatta bebeklere gelip bu eğitimi veren kurumlar var.

Bu yöntemleri hepsi çok ciddi bir sabır gerektiriyor. Yurtdışında aileler çok uyguluyor olsa da bence özellikle Ferber yönteminin uygulanması imkansız 🙁 Ayrıca kurulmuş bir uyku düzeni olsa bile hastalık, seyahat ya da farklı koşullar olması halinde bu düzen bozulabiliyor.

Bakalım biz de bu yöntemlerden birini seçip deneyebiliriz belki başarıya da ulaşabiliriz ya da amaan nasıl uyursa uyusun yeter ki mutsuz olmasın diyebiliriz bakalım zaman ne gösterecek..